Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Küçük Günah Hep Küçük mü Kalır ?

Tövbe de sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah’ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir. Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü zan, Ümmet-i Muhammed’e karşı kin ve nefret gibi içten işlenen günahları, dıştan işlenen günahlar gibi terk etmedikçe insan günahtan kurtulmuş olamaz. Allah Tealâ: “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi üstün, seçkin bir yere koyarız.” (Nisa, 31) buyuruyor. İbn Hacer Heytemî k.s. Hazretleri, “Büyük Günahlar” isimli iki ciltlik eserinde dört yüz küsur günah-ı kebairi bildirmiş, hükümlerini arzetmiştir. Küçük günahlar da küçük diyerek fütursuzca işlenirse, büyük günahların vebali içine düşülür. Rasululah s.a.v. Efendimiz, ashabıyla (Allah onlardan razı olsun) bir vadiye geldi. Ashabına o...

İnsanlar Dört Kısımdır

Dili yalan ve gıybetten kesmek için boş ve lüzumsuz konuşmaları kesmek lazımdır. Bu haller Allah' la kul arasında perde olur. Şu halde göz, gördüğü herşeye meylettiği gibi mubahlara bakarken harama da bakmayı adet edinir.  Aslında şehvet birdir. Nefis neden lezzet alıyorsa o şehvettir. Söz olsun gıybet olsun... hakeza. Dünya nimetleri içinde mest olmak da böyledir. Dünyalık içinde sevinmek kalbi feyizden keser. Bu kimseler," Ve dünya hayatı ile razı olup onunla mutmain olmuşlardır."(6) ayet-i kerimesinin hükmüne girer. Oysa, bir başka ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor:"Halbuki dünya hayatı ahiretin yanında bir yol azığıdır."(7) Bir diğerinde de,"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlad sahibi olma isteğinden ibarettir..."(8)buyurulmuştur. İşte bunun için nefsi dünya zinetlerinden soğutup sükut ve fikre, ilahi ilham, taat ve ibadete alıştırmak için terbiye etmek lazım gelir. Hati...

İyi Olup Fena Sayılmak

Günahlar içinde yolunu kaybetmiş olan bir kimseye Allah’ın yardımı yetişti, tövbe nasip oldu. O da dervişlere karıştı. O sohbetin etkisiyle ne kadar kötülükleri varsa iyiliğe döndü, nefsinin bütün arzularından vazgeçti. Fakat halkın dilinden bir türlü kurtulamadı. Onun doğru yola girip nefsini ıslah ettiğine bir türlü inanmıyorlar, hâlâ günahlar içinde bulunduğuna ve şimdiki iyi halinin bir gösterişten ibaret olduğuna inanıyorlardı. Tövbeyle Allah’ın kahrından kurtulursun, fakat halkın dilinden asla kurtulmaya çare yoktur. Halkın böyle dil uzatmasına tahammül edemedi ve durumu şeyhine söyledi. Şeyhi ağlayarak dedi ki:  “Halkın senin hakkındaki düşüncelerinden daha iyi bir halde olduğun için ne kadar şükretsen azdır. Seni öldürmeye kalksalar ya da kötülüğünü dileseler de kötülük düşünenler beni kötülüyor, diye asla şikâyet etmeyesin. İyi olup fena sayılmak kötü olup da iyi görünmekten iyidir. Ama, gel, bir de beni gör. Herkesin, hakkımdaki düşüncesi son derece iyi olduğu hald...

İbret Almak İsteyen....

"Geleceğini merak eden fallara değil,  mezarlıklara baksın."

Rabbim Yanlışı Savunmaktan Muhafaza Etsin

"Seçim zamanı kullandığımız reyler bizim hangi tarafın adamı olduğumuzu açıkça göstermektedir. Hiç bir müslüman açlıktan öleceğini bilse bile, bir Allah'sıza, bir dinsize, hir masona ve bir caniye katiyyen rey veremez ve onların tarafını tercih edemez." Mehmed Zahid Kotku (ks)

ENES BİN MALİK

Efendimiz (s.a.v) Medine'ye hicret ettiği zaman herkes onun bir ihtiyacını karşılamak ve ona hediye vermek için yarışıyordu.Ümmü Süleym Annemiz'in ise verebilecek değerli bir hediyesi yoktu ve bu yüzden çok üzülüyordu. "Allah Rasulü'ne (s.a.v) çok güzel bir hediye vermeliyim" diyerek sahip olduğu en değerli şeyi, yani küçük oğlu Enes'i kolundan tuttuğu gibi doğruca Efendimiz' in (s.a.v) yanina koştu ve  -"Ey, Allah'ın elçisi, Medine'de sana hediye veremeyen bir ben kaldım. Benim de şu oğlumdan başka değerli bir şeyim yok. Lütfen onu kabul buyur, size hizmet etsin" dedi. Efendimiz bu içten ricayı kırmadı ve kabul etti. Böylece ilerde büyük bir muhaddis ve alim olacak olan  "Enes bin Malik"  için yeni bir hayat başlamış oldu.

Sabr-ı Cemil

DOSTTAN GELEN HER ŞEY GÜZELDİR “Bir zamanlar Şam'da bir kavga çıkmış.Suçlu diye yakalananlar içinde bir derviş de varmış.Tutuklanan kişileri zincire vurup bekletmişler.Derviş şöyle demiş: -Sultanın buyruğu olmasa bana böyle kim eziyet edebilirdi ki?Bunu yapanı da dostlukla karşılamam gerek. Makamda büyüklükte Sultandan ya da Padişahtan değil,Allah'tan gelir.Ben herşeyi O'ndan bilirim.” EY DOSTUM! HASTALIKTAN KORKMA!.. HEKİM MUTLAKA İLACINI GÖNDERECEKTİR. DOSTTAN GELEN HERŞEY GÜZELDİR. ONUN ELİNDEN GELİYORSA ÇEKİNMEDEN YİYEBİLİRSİN. HASTA HASTALIĞINA İYİ GELENİ, HEKİMDEN DAHA İYİ Mİ BİLİR? Şirazlı Sadi