Ana içeriğe atla

Kayıtlar

tövbe etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ya Rabbi Ben Pişmanım....

Sözler ve Bakışlar 17. asrın sûfi âlimlerinden Abdullah b. Alevî el-Haddâd k.s. hazretleri Risâletü Âdâbi Sülûki’l-Mürîd: Müridin Edepleri adlı kitabında günahlardan ve dünya fitnesinden sakınmak hususunda der ki: Mürid, azalarını isyandan ve günahlardan sakındırmaya çalışmalı, onları itaatten başka bir şey için hareket ettirmemelidir. Azalarıyla, ahirette faydasını göreceği ameller yapmalıdır. Dilini korumaya aşırı özen göstermelidir. Zira dilin cüssesi küçük ama günahı büyüktür. Dilini yalandan, gıybetten ve diğer sakıncalı sözlerden sakındırmalıdır. Çirkin kelamdan ve haram olmasa dahi onu ilgilendirmeyen konulara dalmaktan da kaçınmalıdır. Çünkü bu saydıklarımız hem kalbi katılaştırır hem de vakit kaybına yol açar. Halbuki mürid dilini, Kur’an-ı Kerim tilavetinden, zikirden, nasihatten, iyiliği emredip kötülükten alıkoymaktan ve ahiretine yardımcı olacak dünya ihtiyaçlarından başka bir şey için hareket ettirmemelidir. Rasulullah s.a.v. şöyle buyuruyor: “İyiliği emredip kötülükten s...

Günahlar Gönlü Karartırsa

Mesnevi-i Şerif’te nakledildiğine göre bir kimse Şuayb (a.s)’a şöyle dedi: "Allah Tealâ bende pek çok günah ve kusur gördüğü halde beni hiç azarlamıyor." Hak Tealâ, Şuayb (a.s)'ın gönlüne şöyle hitap etti:  "Ey ben bu kadar günah işledim de Allah beni azarlamıyor diyen kimse! Allah seni muaheze edip duruyor ama sen farkında değilsin. Kalbinde günahlar üst üste yığılmış, gönül gözün kör olmuş. Dumanın kara tencere üzerinde izi görünmediği gibi senin de kararan kalbin Allah’ın kınamasını duymuyor. Allah seni çok ikaz edip günahlarını haber verdi ama sen bu yüzden anlamadın.” Hazreti Mevlana (k.s) sonraki beytinde şöyle buyuruyor: “Demirci zenci olursa, ocağın dumanı yüzünde iz bırakmaz. Sen zenci gibi olmuşsun da, günahlarının dumanı yüzünün karasında görünmediği için ikaz edilmediğini zannediyorsun. Eğer ak yüzlü olsaydın, elinin karalarını yüzüne sürdüğün zaman çoktan siyah izler belli olurdu. Ey günahlarından yüzü kararmış adam! Sen bundan dolayı anlamıyorsun. Eğ...

Küçük Günah Hep Küçük mü Kalır ?

Tövbe de sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah’ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir. Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü zan, Ümmet-i Muhammed’e karşı kin ve nefret gibi içten işlenen günahları, dıştan işlenen günahlar gibi terk etmedikçe insan günahtan kurtulmuş olamaz. Allah Tealâ: “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi üstün, seçkin bir yere koyarız.” (Nisa, 31) buyuruyor. İbn Hacer Heytemî k.s. Hazretleri, “Büyük Günahlar” isimli iki ciltlik eserinde dört yüz küsur günah-ı kebairi bildirmiş, hükümlerini arzetmiştir. Küçük günahlar da küçük diyerek fütursuzca işlenirse, büyük günahların vebali içine düşülür. Rasululah s.a.v. Efendimiz, ashabıyla (Allah onlardan razı olsun) bir vadiye geldi. Ashabına o...
"Peygamber varisi Mürşid-i Kamil zatlar, Allah Teala ile kulları arasındaki mesafeyi kısaltır. Allah ile kul arasındaki zincirin kopmuş halkalarını tamir eder. Aradaki perdeleri zamanla kaldırarak sofisini Allah'a sevgili kılar."

Tövbesini Bozan Çarpılır mı ?

Bazı insanlara şeytan diyebilir ki:  -“Sakın ha! Bir mürşide filan gideyim deme; sonra oraya gidersin, tövbe edersin; bir de tövbeni tutamaz bozarsan; Allah korusun çarpılırsın!”  Şimdi kardeşler! Çarpılmak nasıl olur?  Çarpılmak, Allah Teala’dan yüz çevirmekse, evet, doğru Allah Teala’dan uzaklaştığı için insan çarpılmış olur. Çünkü dünyevi heveslere yönelmiş, ahiret işlerinden yüzünü çevirmiş, ebedi hayatını kaybetmiş demektir. Bu da çarpılmak demektir. Yok, eğer, bir mürşid-i kamil yanına giderek Allah’a yönelmiş ve günahlarına tövbe etmiş ise; aklı başına gelmiş, nefis sarhoşluğundan kurtulmuş, kalbine-gönlüne Allah sevgisi girmiş demektir. Bunun neresi çarpılmak! İnsan, hiç günahsız olur mu? Melek mi ki insan, hiç günah işlemesin? Tekrar günah işlerse, tekrar tövbe eder, Allah da onu çok sever ve günahlarını bağışlar. İnsan, günah işler ve artık tövbem kabul olmaz diyerek yüzünü Allah’tan çevirirse, Allah Teala’nın rahmetinden ümidini keserse, kendini...

Amin...

RECEB AYI Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali: (Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram  [hürmet edilen]  aylardır.)  [Tevbe 36] Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve  "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.

Gönlü Allah’a Adamak

Bir defasında Cüneyd-i Bağdadî k.s. hazretlerine: –Sadece Allah’a yönelmenin, gönlü O’na adamanın yolu nedir, diye soruldu. Hazret: –Günah işlemekte ısrar etmeyi gideren bir tövbe, ibadetleri ertelemeyi yok eden bir Allah korkusu, salih amelleri işlemeye yöneltecek bir ümit, devamlı Allah’ı zikretmek, kendini ölüme yakın, emellerine ulaşmayı uzak kabul ederek nefse muhalefet etmektir, cevabını verdi. Bunun üzerine: –Peki, kul bu hale nasıl ulaşır, diye soruldu. Bu defa: –Saf, tevhid dolu bir kalple, buyurdu. Uyûbü’n-Nefs/ Menzil.Net
~Rahmet Kapısında~ “Mümin, günahını üzerine düşecek bir dağ gibi gözünde büyütür. Münafıksa, günahını burnuna konmuş bir sinek gibi küçük görür.” (Buharî) Önemli bir hata yapmış, sonra da içtenlikle pi şman olmuş bir yakınımızı düşünelim. Onun üzüntülü haline biz de içleniriz. Yaşadığı pişmanlık hali, ahı vahı kalbimizi yumuşatır. Bu kişinin hatası bize karşı ise af dilediğinde yumuşar, ziyadesiyle duygulanırız. Aslında sevdiklerimize karşı kırgınlıklarımız, öfkelerimiz çoğunlukla sadece bir özür dileme sözü bekler. Güneş gören kar gibi erir gider bir anda. Bütün bunlar insanlar arasında pişmanlığın, özür dilemenin ne kadar güzel duygulara yol açtığını gösterir. Bir de rahmeti her şeyi kuşatmış olan, bizi çok seven Rabbimizin, bir kulu hüzünle başını öne eğdiğinde ona nasıl merhamet edeceğini, bu duruma nasıl sevineceğini düşünelim. Bir hadis-i şerifte, bir kul tevbe ettiğinde Allah Tealâ’nın, yiyecek ve içeceklerini yüklediği bineğini çölde kaybetmiş bir adam çaresiz ...