Şükrün yaygın tariflerinden biri şöyledir: Allah’ın nimetlerine yine O’nun nimetleriyle isyan etmemek. Mesela Allah göz vermiş. Gözün şükrü harama bakmamaktır. Yirminci asır medeniyeti sayısız rahatlık ve bolluk getirdi. Ama bunca bolluk ve rahatlık getirmekle Allah’a itaati arttırdı mı? Aksine, itaatten uzaklaştırdı, gafletimizi arttırdı. Oysa bolluğa ulaştıkça sorumluluğumuz artar, şükrü de arttırmamız gerekir. Yirminci asır medeniyetinin bolluk ve rahatlığı ibadet ve taatimizi arttırmayıp, nefslerimizin hevasıyla şehvetlerimizi arttırarak bizleri günaha sürüklediğinden, faydadan çok zarar getirmiştir. Sabah gazetelerle gözümüzü açıp gece televizyonla kapatırsak, bunlar bizim için zarar olur. İnsanoğlu yaratılan mevcudatla alakadardır. Allah mevcudatı çok geniş yaratmış. Her insana fıtrat ve kabiliyetine göre mevcudata muhabbet vermiştir. Lezzetler çoğaldıkça vebal ve günah kapıları da genişler. Televizyonun şu andaki zararı faydasından çoktur. Bediüzzaman hazretlerine sordu...
"Allah (c.c) yolunda en büyük sermaye iman ve sevgidir. Bir şeye inanmayan onu sevemez; sevemeyen, sevdiğine hizmet edemez. Bu yol, sevgiyle başlar, sabırla devam eder.Hak yolunda sabırsız yol alınmaz...Usulünce gidilmezse, hedefe varılmaz...."