Ana içeriğe atla

Kayıtlar

şükür etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şükretmeye Dair – Hz.Mevlana

“İman iki kısımdan müteşekkil bir bütündür;   onun bir yarısını sabır, diğer yarısını da şükür oluşturur.” (Şuabü’l-İman, 123/7; Feyzu’l-Kadîr, 188/3) Şükre mani olan şey hamlık açgözlülüktür.   Şükür, nimetleri avlayıp bağlamaktır. Şükretmeye başladığın vakit, ihsanın, iyiliğin artmasına hazır hale gelirsin. Hak Tealâ Hazretleri bir kulunu sevince, ona bela verir. Eğer sabrederse derecesini yüceltir ve eğer şükreylerse onu şeçkin kılar. Kimileri Allah’ın lütfuna , kimileri de kahrına şükreder. Onların her ikisi de hayırlıdır. Şükür öyle bir bağlılıktır ki, kahrı lütufa dönüştürür. Akıllı ve olgun kişi, huzur için de, bela için de Allah’a şükreden kimsedir. Muradı cehennem bile olsa, bu kişi Hakk’ın seçtiği kimsedir. Şükür maksuda ulaşmayı kolaylaştırır. Zira dille şikayet, kalple şikayet etmeyi doğurur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur: Yani “Cefa verenin, zulmedenin yüzüne karşı gülüşüm, onu öldürmektir.” Burada gülmekten kasdedilen , şikayet edilecek yerde  şükr...

...Mutlu Olmaya Reçete...Sabır Şükür Kanaat

  Mutluluk üzerine yazdığı eserleriyle maruf Ernie J. Zelinski isimli batılı yazar bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanıp bir mutluluk reçetesi oluşturmuş. Zelinski’nin mutluluk reçetesinde bakın neler var... * Doyum sağlayacak kadar bir hedef * Geçinebilecek kadar bir iş * Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik * İş ve gündelik hayatı dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl * Birçok insanı beğenecek, sevecek kadar şefkat * Kendine değer verecek kadar özsaygı * Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu * Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret * Sorunları çözecek kadar tahammül ve sabır * İyi bir yarını bekleyecek kadar umut * Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık * Sahip oldukların için şükran duygusu... “Şükrün mikyası/ölçüsü kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizânı ise hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helal demeyip rast geleni yemektir.” (Mektubat, 1991, s.350)