Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hz.Peygamber etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Recep Ayının Fazileti / Hayırlı Kandiller

Ebû Kılâbe (rh.a) şöyle demiştir: "Cennette bir saray vardır ki bu saray receb ayında oruç tutanlar içindir." Arabî ayların yedincisi olan Recep, sözlükte; azametli, heybetli, tazim etmek gibi manalara gelir. Bu ay ayrıca “haram aylar” diye bilinen ve savaş yasağının bulunduğu dört aydan biridir [12] ve İslâm dininde özel bir yeri vardır. İslâm dini gelmeden önce, bu ay girer girmez, kabileler arasında savaşmak yasaklanır, herkes kendisini bu ayda güven içinde hissederdi. İslâm geldikten sonra da bu aya olan hürmet devam ettirildi. İlk dönem tefsir bilginlerinden Katâde, şu sözleriyle bu ayın önemini anlatır. “Haram aylarda amel-i salih işlemenin ecri, diğer aylarda işlenenlere göre daha büyüktür. Her ne kadar diğer zaman ve durumlarda da zulüm işlemek büyük bir günah ise de, bu aylarda yapılan zulmün günahı daha büyüktür.” Receb’i “Allah’ın ayı” olarak nitelendiren Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e bunun hikmeti sorulduğunda buyurmuştur ki: “Çünkü bu ayda özellik...

ORUÇ KALBİN NURUDUR

"Yazık sana! Sana ne fayda verir ki: Oruca başlıyorsun haramla, oruç bozuyorsun haramla! Bu mübarek gecelerde günahlar ile uyuyorsun! Yine yazık sana ki, halk arasında bulunduğun zaman riyakârlıkla ve bozgunculukla, oruç tutuyor görünüyorsun; fakat kendi başına kaldığında ise bir şeyler yiyor, sonra tekrar onların arasına katılıyor ve onlara: “Ben oruçluyum” diyorsun. Uzun günlere sövüyorsun, hakaretler yağdırıyorsun, yalan yeminlerle yemin ediyorsun! Pintilikle, hîleyle, gaspla insanların mallarını ele geçiriyorsun. Orucun sana fayda vermez. Sen oruçlu da sayılmazsın. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Nice oruçlu vardır ki, aç ve susuz kalmak dışında oruçtan elde ettiği bir şey yoktur. Ve nice ibadet eden vardır ki, ibadetinden kendisine yorgunluk ve uykusuzluktan başka bir şey kalmaz.” Abdülkadir Geylani Hazretleri - Cilau'l Hatır - 36. Sohbet

Zamanın Farkında Olmak: Üç Aylar

Zaman Nimeti Efendimiz s.a.v. zamanın önemini belirtirken, “İnsanların en çok gaflet içinde olduğu nimet” (Buharî, Rikak, 1) ifadesini kullanmıştır. Bu hadis-i şerif bizlere zamanın ne büyük bir ihsan olduğunu hatırlatırken, kıymeti bilinmediğinde geri dönülmez şekilde heba olup gideceğini vurgulamaktadır. Zamanın farkına olmak, onu ebedi hayat için sermaye yapmak tüm müminler için sorumluluktur. Ne var ki bazen bu sorumluluğumuzu unutup, dünya gailelerine ya da fani zevklere aldanıp vakitlerimizi heba edebiliyoruz. Bu halden kurtulmak, kendimize gelip özümüze dönmek için bir uyanışa, hatırlayışa, silkelenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bir fırsat ya da vesile bulup, yanlışlarımızdan dönmeyi, yüzümüzü ebediyet ufuklarına çevirmeyi arzuluyoruz. İşte böyle bir başlangıç için Yüce Mevlâ bizlere bazı kutlu zamanlar bahşetmiştir. Kulluk şuurumuzu yeniden hatırlamak, Rabbimize yönelmek için özel ve seçilmiş vakitler… Zamanı yaratan ve ona hükmeden Allah’a hamdolsun, bizleri yeniden bu kıymet...

TASAVVUF

Sâdât-ı kirâmın büyüklerinden Mevlânâ Halid-i Bağdâdî (k.s) bir mektubunda şöyle der: Tasavvuf yolu, Allah'a ulaşma yoludur. Bu yol Allah Teâlâ'nın rızasını ve Peygamber Efendimiz'in sevgi ve ahlâkını kazandırır. Manen yükselmeye vesile olur. Bu yolun esasları şunlardır: • Kurtuluşa eren topluluk olan Ehl-i sünnet inancına sahip olmak ve ona sıkıca sarılmak. • Azimetleri tam bir titizlikle, ısrarla ve büyük bir kararlılıkla yapmak, mecbur kalmadıkça ruhsatlardan kaçınmak. • Devamlı Allah Tealâ'ya yönelmek ve O'nun bizi kontrol ettiğini düşünmek. Dünyanın süsünden, hatta Cenâb-ı Hak'tan başka her şeyden yüz çevirmek, bunların sevgisini kalbe koymamak. Bir de hadis-i şerifte "ihsan" diye tabir edilen, Allah Tealâ'yı görüyormuş gibi kulluk etmeyi ve O'nunla beraber olmayı alışkanlık haline getirmektir. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "İhsan, Allah'ı görüyor gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'n...

Gavs-ı Bilvanis Onbeşinci Sohbetden

Bunca Allah(cc) dostları, mürşid-i kamiller sadat-ı kiram vardır.    Bu zatlarin bu kadar yüce olmalarının sebebi,Peygamber´in(s.a.v.)şeriatına  uygun  hareket etmeleridir. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde: "Ümmetimin alimleri Beni Israil´in Peygmaberleri gibidirler."  buyuruyorlar.["Alimler, peygamberlerin varisleridir." Ebu Davud ilim1; Tirmizi ilim 19; Buhari ilim 10;] Yani ümmetimin evliyası beni Israil Peygamberleri gibidir. Hasa Peygamberlikle mukayese edilmez evliyalik. Ama buradaki mukayese hidayet yönündendir. Ümmetimden cıkan evliyalarin cok hidayete vesile olacaklarına işarettir. Bu Hadis-i Şerif, Peygamber (s.a.v.)´in ümmetinden öyle evliyalar cikmis ki, büyük hidayetlere vesile olmuşlardır. Milyonlarca kişinin hidayetine sebep olmuş, vasıta olmuş evliyalar vardır Ümmet-i Peygamber(s.a.v.) içinde. Fakat Peygamberlerden ise öyleleri gelmiş ki ancak kendi nefsini hidayete erdirebilmiş, Peygamberlikleri kendi Ne...

GIYBET

GIYBETİN (Dedikodu) YENİ TARİFLERİ -"İki lafın belini kırarız" -"Buluşup dertleşiriz" -"Epeydir görüşmüyoruz bana çaya gel hem biraz konuşuruz." -"Seni ne kadar özledim, hele o tatlı sohbetine doyum olmuyor" Hz. Peygamber s.a.v. buyurur ki: “Ateşin kuru odunu yakması, insanın sevaplarını yok etmekte gıybetten daha hızlı değildir.”

Ne Büyük Müjde

"Peygamberler, ümmetleri için atiyyedir. Fakat Resulullah (SAV) Efendimiz hediyedir. Hediye ile atiyye arasında fark vardır. Atiyye muhtaçlara, hediye ise sevilenlere verilir.''  (Ebul abbas mürsi k.s)   

~Tedbirini Al Takdire Razı Ol~

“Deveni önce sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a tevekkül et” sözünü duymuşuzdur. Aslında bu söz bir hadis-i şeriftir. “Devemi serbest bırakıp Allah’a tevekkül etsem olur mu?” diye soran bir sahabiye Allah Rasulü s.a.v.’in verdiği cevaptır. (Tirmizî) Bu cevap, müslümanların sebeplere dikkat etme ve tevekkül konusundaki tavrının özeti mahiyetindedir. Sebepler bir şeyin görünürdeki nedenleridir. Hamuru kızgın fırına koymak ekmeğin pişmesinin sebebidir. Tevekkül ise, gerekli gişimleri yapmakla birlikte sonuçlar hususunda sadece Allah’a güvenmek, her şeyin ilahî takdirle gerçekleştiğine inanmaktır. İmam Gazali rh.a. tevekkülü şöyle açıklar: “Tevekkül, ihtiyaç halinde Allah Tealâ’ya dayanmak, zaruret halinde Allah’a güvenmektir. Başa bir musibet geldiğinde gönül rahatlığı ve kalp huzuruyla Allah’a bağlanıp metanet göstermektir. Rabbine tevekkül edenler, başlarına gelen her şeyin Allah’ın takdiriyle meydana geldiğini bilirler. Kendilerini o sıkıntılardan kurtarac...