Ana içeriğe atla

Kayıtlar

semerkand etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şal Bağlamayı Sizden Öğrenecek Değiliz!

Metrekareye otuz yedi yuutuubırın düştüğü memlekette bir yuutuubır da ben olursam, benim de başım göğe erer belki dedim. Branşımı da seçtim: Şal bağlama videoları çekeceğim! Biliyorsunuz, çağımızın en büyük dertlerinden biri de hanım kızlarımızın eşarp ve şallarını nasıl bağlayacaklarını bilmiyor olmaları. Hepimiz çaresizce devletimizin bu yarayı saracak bir uygulama getirmesi için elimiz böğrümüzde, gözümüz ufukta bekliyoruz. Artık üniversitelerde şal bağlama bölümleri mi açılır, belediyeler eşarp bağlama yeterlilik kursları mı açar, bilmem. Tez vakitte bir çözüm bulunur da milletçe ferahlarız inşallah! Eğer başıma saksı düşseydi, beynime ancak bu şal bağlama videoları kadar zarar verirdi. Beş dakika oturup kahvemi yudumlayayım, bir yandan da şöyle dinlendirecek bir şey izleyeyim diyorsunuz; programın orta yerinde çat diye bir şal bağlama videosu reklamı giriyor! Neyse, sinirlenmeyeceğim diyip “reklamı atla” yazması için gereken yasal sürenin dolmasını bekliyorsunuz...

Maneviyat Fakirlerine de Merhamet

Kendisine iyilik yapılacak fakirlerden birisi de edepten yoksun olan kimsedir. Edebi olmayan insan ne kadar fakir ve düşkündür! İnsanı insan yapan, ona gerçek değerini veren edeptir. Gönlünde insanlara verebileceği bir sevgisi bile olmayan kimse de fakir ve yalnızdır. Kimseyi sevemeyen insan, kimse tarafından da sevilmez. Bu dünyada sevgi olmadan sefa da olmaz. Güzel ahlâk, iffet, edeb, sabır, vefa, müsamaha ve sevgi gibi manevi cevherlerini kaybetmiş bir insan, insanlığın en fakir ferdi olup yardıma muhtaçtır. Manen zengin müminlerin bir görevi de bu tür insanların ihtiyaçlarını gidermektir. Böyle insanı ihya etmek için ne yapılsa, ne kadar masraf edilse, ne kadar vakıf kurulsa, okul açılsa, seferber olunsa, gözyaşları aksa, hayır dualar edilip manen ölmüş kalbin üzerine ilahî rahmet çekilse değer. Hedefi iman ve edeple insanı ihya etmek olmayan bütün kurum ve kuruluşlar kusur içindedir, insanlık adına suçludur ve Allah katında sorumludur. Semerkand Dergisi / 136. Sayı...

Yüreğin Attığı Yer SOMA

Acınız Acımızdır  #Soma  ... Rabbim sabırlar versin , hayatını kaybeden kardeşlerimizin makamları ali olsun....

~Şeytanın İbadetteki Hileleri~

1. Engelleme: Şeytan ilk olarak insanın ibadetine engel olmak ister. Eğer Cenab-ı Hak kendisini şeytandan korursa, kul şu sözlerle şeytanı reddeder: “Ben ibadete gerçekten muhtacım. Çünkü bu fani dünyada sonsuz olan ahiret hayatı için mutlaka azık hazırlamam gerekir!” 2. Erteleme: Birincisinde başarılı olamayan şeytan sonra: “Acele etme, ileride yaparsın, daha yaşın çok genç!” diyerek ibadeti ertelemeyi, geriye atmayı telkin eder. Allah’ın yardımı ile onu: “Ecelim benim elimde değil. Eğer bugünün işini, ibadetini yarına erte­lersem, peki yarının işini ne zaman yapacağım? Zira her gün için yapılacak yeterince iş var…” diyerek onu reddeder. 3. Acele: Şeytan bu sefer de acele etmesini isteyerek ona: “Acele et, acele et! Şu işi bitir, şunu yapmaya da vaktin olsun!” der. Allah’ın inayetiyle şeytanı şu sözlerle susturur: “Tam ve kusursuz olarak yapılan az iş, kusurlu olarak yapılan çok iş­ten hayırlıdır!” 4. Riya: Bu sefer ibadetini tam ve mükemmel yaparak insanlara karşı göster...

~Tartışma Hastalığı~(Biraz uzun ama bi o kadar da kıymetli bir konu)

Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Müslüman, kardeşinin aynasıdır; kardeşinizde bir yanlışlık gördüğünüzde, ona yüklenmeyin; onu irşad edin; ona nasihatta bulunun ve onunla iyi geçinin. İhtilaftan sakının."   Sözler ve sesler hiçbir dönemde olmadığı kadar çoğaldı. Her yanımız konuşan insanlarla dolu. Üstelik, çok konuşanların tavırlarından her şeyi bildikleri intibası da uyanıyor. Birbirlerinden farklı konuşsalar bile böyle. Nasreddin Hoca yaşasaydı, herhalde “Sen de haklısın!” sözünü en çok kullanacağı zamanları görmüş olurdu. Çünkü herkes haklı görünüyor. “Yoğurdum ekşi” diyen yok. Gerçekten herkes her şeyi biliyor mu artık? Ne kadar mevzu varsa, bilgisi, ilmi bu insanların zihninde mi gerçekten? Elbette mümkün değil. Fakat şartlar öyle görünmeye zorluyor insanları. Bugünün geçer akçesi biliyor görünmek. Bilmiyor görünmeyi kabullenmek, bilmiyorum demek çok zorlaştı. Haliyle biliyor olmanın iddiasını sürdürmek için de sürekli mücadele etmek şart oldu. Diksiy...

~İyiye Doğru~

Emri bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker, yani iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, mücella dinimiz İslâm’ın temel esaslarındandır. Fert yahut toplum olarak iyiliği yaymak, kötülükleri de ortadan kaldırmak müslümanların en belirgin özelliklerinden biri dir. Cenab-ı Mevlâ müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyl e buyuruyor: “Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte, bunlar salih insanlardandır.”  (Âl-i İmran, 114) Ferdin ve toplumun huzuru için insanların H ak ve hakikatle irtibatının sağlanması ve korunması, ihmal edilemeyecek kadar önemli bir vazifedir. Bu konuda hiç kimse ‘bana ne’ diyemez, dememelidir. Her müslüman sorumluluk şuuruyla gücü nisbetinde bu ilahî görevi yerine getirmelidir. Hiç kimse için bir şey yapamıyorsa dahi evlad ü iyali için çaba göstermeli, sözleri kifayetsizse dahi hal hareketiyle, ahlâk güzelliği ile örnek olmalı, özendirmelidir. İyilik ve kötülük (İslâmî tabirle maruf ve münk...
~Rahmet Kapısında~ “Mümin, günahını üzerine düşecek bir dağ gibi gözünde büyütür. Münafıksa, günahını burnuna konmuş bir sinek gibi küçük görür.” (Buharî) Önemli bir hata yapmış, sonra da içtenlikle pi şman olmuş bir yakınımızı düşünelim. Onun üzüntülü haline biz de içleniriz. Yaşadığı pişmanlık hali, ahı vahı kalbimizi yumuşatır. Bu kişinin hatası bize karşı ise af dilediğinde yumuşar, ziyadesiyle duygulanırız. Aslında sevdiklerimize karşı kırgınlıklarımız, öfkelerimiz çoğunlukla sadece bir özür dileme sözü bekler. Güneş gören kar gibi erir gider bir anda. Bütün bunlar insanlar arasında pişmanlığın, özür dilemenin ne kadar güzel duygulara yol açtığını gösterir. Bir de rahmeti her şeyi kuşatmış olan, bizi çok seven Rabbimizin, bir kulu hüzünle başını öne eğdiğinde ona nasıl merhamet edeceğini, bu duruma nasıl sevineceğini düşünelim. Bir hadis-i şerifte, bir kul tevbe ettiğinde Allah Tealâ’nın, yiyecek ve içeceklerini yüklediği bineğini çölde kaybetmiş bir adam çaresiz ...

Hayırla...

" Allah dostlarıyla ülfet edilerek muhatap olunan güzellikler,cilalanan kalp aynasına yansır mutlaka.Bu sebeple ehl-i hâlin nezdinde nazar esastır,kalbi kirinden pasından arındırmak esastır.Söz fuzulidir, kıyl ü kâldir..."

~Müminin ve Münafığın Halleri~

Hatem-i Esam rh.a. şöyle der: “Hakiki mümin tefekkür ve ibret halindedir. Münafık ise hırs ve uzun emelle meşguldür. Mümin her şeyden ümidini kesmiştir, sadece Allah Tealâ’dan ümit eder. Münafık ise herkesten ümit eder, umutludur, yalnız Allah Tealâ’dan ümidini kesmiştir. Mümin kendini herkesten güvende hisseder (Allah dilemedikçe kimsenin kötülük yapamayacığını bilir, kimseden korkmaz), sadece Allah Tealâ’dan emin değildir, ancak O’ndan korkar. Münafık ise Allah’tan başka herkesten korkar. Mümin malını din yolunda Allah için feda eder. Münafık ise dini mala feda eder. Mümin ibadet eder, ağlar, üzülür. Münafık ise günah işler, güler. Mümin yalnızlığı, halveti sever. Münafık ise kalabalığı, insanlara karışmayı ve gösterişte bulunmayı sever.” Kimya-yı Saadet / Semerkand Dergisi

~Ömrünüzü "ne derler hastalığı" ile harcamayın ~

 Etrafımızdaki bütün insanları bizden memnun etmek bu dünyadaki en zor işlerdendir. Bu imkansız olduğu gibi, gereksizdir de. İnsan fıtratını tanımalı ve insanlık tarihini iyi bilmedir. Bu dünyadaki insanların birçoğu, kendisini yoktan yaratan, sonsuz rahmetiyle yaşatan, rızıklandıran, göğü ve yeri hizmetine sunan Rabbi’nden bile razı değildir; O’nu tanımaz, inkar eder, Zatına ortak koşar, hakkında olmadık şeyler söyler. Bu insanların çoğu, kendilerini cennete götürmek için can atan peygamberlerle savaşmıştır. Hepimize rahmet olan Allah dostlarının da her devirde münkiri olmuştur. Demek ki asıl olan halka göre davranmak değil, Hakk’a bakarak hak üzere yaşamaktır. Halk, hayatın bir gerçeğidir, fakat hayatımızın sahibi değildir. Pek çok kimse, halkı ölçü alır; “Halk ne der, insanlar hakkımda ne düşünür; ben onların karşısına nasıl çıkarım!” diye hayatını halka göre düzenlemeye, insanların beğenisine göre giyinip kuşanmaya, süslenmeye, eğlenmeye, davranmaya çalışır. Bu arada hi...

Niyet Ettim Allah (cc) Rızası İçin...

Gavs-ı Sâni (k.s) Hz.leri , niyet konusunda şöyle buyurdular: “Bir insan sabah kalkınca, güzelce abdestini alsa, evinden işine giderken: “Ya Rabbi, sen Rezzâk-ı mutlaksın/bütün yaratıkların rızkını verensin. Biz çalışsak da çalışmasak da sen bizim rızkımızı verirsin. Lakin rızık için çalışmayı bize sen emrettin. Biz senin emrine uyup rızkımızı aramaya, kazanmaya gidiyoruz.” diyerek niyet etse ve b ... u niyetle işe başlasa, bütün gün boyunca başını secdeden kaldırmayıp nafile namaz kılan kimse gibi sevap kazanır. İnsan için bunu yapmak çok kolaydır. Bu sevabı kazanmak için güzel niyet etmek yeterlidir.” Güzel niyetin güzel sonuç vermesi, amelin salih olmasına bağlıdır. Kötü amelde iyi niyet olmaz. Haram bir iş, iyi niyetle helal olmaz, yapana fayda vermez. Münafık kimse, görünüşte güzel işler yapabilir; namaz kılar, hacca gider, sadaka verir, zikir çeker, fakat niyeti Allah rızası olmadığı için bunların bir faydasını göremez. Hatta bütün yaptıkları azap sebebi olur. ...

Sabır ve Mükâfat

Dünya hayatında sürekli bir imtihan içindeyiz. Alıp verdiğimiz her nefeste, attığımız her adımda, söylediğimiz her sözde, yaptığımız her işte imtihan ediliyoruz. Çünkü hesap günü var ve hesaba çekileceğiz. Cenab-ı Mevlâ müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “And olsun sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 155) Yine Cenab-ı Mevlâmız buyuruyor: “Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah şüphesiz sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153) Sabır müminin azığıdır. Bu azıktan her başı sıkıştığında faydalanır. Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor: “Müminin işine hayret ederim. Çünkü onun işlerinin hepsi kendine hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır. Eğer sevineceği bir şey olsa şükreder, bu ona hayır olur. Eğer bir zarar dokunsa sabreder, bu da ona hayır olur.” (Müslim) Dünya hayatı insanın karşısına çeşitli engeller çıkarır. ...