Ana içeriğe atla

Kayıtlar

S.Mübarek EROL etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yorulmadan Bozulmadan

Müslümanları bekleyen en büyük tehlikelerden biri, yakalarını dünyaya kaptırmalarıdır. Bu tehlikeye harşı uyanık olunmadığında, Allah korusun, maddi manevi nice başarı, hizmet bir anda silinir, yok olur gider. Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. de bu tehlikeden haber vermiş, ümmetini uyarmıştır. Ashab-ı Kiram’ın büyüklerinden Ebu Said el-Hudrî r.a. anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bir gün minbere oturdu, biz de hemen etrafına oturduk. Şöyle buyurdu: “Sizin hakkınızda en büyük korkum, benden sonra dünya hayatının debdebe, parıltı ve süslerinin size açılması ve sizin onlara gönlünüzü kaptırmanızdır.” (Buharî; Müslim) Bir başka hadis-i şerifte de Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v’in şöyle buyurduğu naklediliyor: “Allah’a yemin ederim ki, ben sizin fakirliğinizden korkmuyorum. Fakat, sizden önceki ümmetlere olduğu gibi size dünya zenginliklerinin açılmasından, böylece başkalarının elindekilere özenip, din yönünden ziyana uğramanızdan ve dünya zinetlerinin öncekileri helâk ettiği gibi s...

Nesline Kim Sahip Çıkar?

Müberrâ dinimiz İslâm, dünya ve ahirette insanın saadet üzere olması için hükümlerini şu beş esasa dayandırmıştır: • Dinin korunması, • Canın korunması, • Aklın korunması, • Neslin korunması, • Malın korunması. Bu beş esastan biri olan nesil, hem bugünümüz hem de yarınımızdır. Bu sebeple Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. ve O’nun yolunu takip eden vârisleri gençlere büyük önem vermişlerdir. Neslin elinden tutmak, onları geleceğe hazırlamak en önemli hedeflerimizden biri olmalıdır. Çocuklarına sahip çıkmayan toplumlar bunun bedelini çok ağır bir şekilde, madden ve manen öderler. Hüccetü’l-İslâm İmam Gazâlî rh.a. gençliğe nasihat için yazdığı “Eyyühe’l-Veled” adlı eserinde şöyle buyuruyor: “Ey oğul! Eğer bir insanın ömrünün bir saati, yaratılma gayesi olan Hakk’ın rızasının dışında geçerse, o kimse bu bir saati için uzun süre hasret ve pişmanlık çekecektir.” Bu sözden ömür denen sermayenin ne denli önemli olduğunu ve bir saatinin bile gaflet içerisinde geçirilmemesi gerektiği...

~İyiye Doğru~

Emri bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker, yani iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, mücella dinimiz İslâm’ın temel esaslarındandır. Fert yahut toplum olarak iyiliği yaymak, kötülükleri de ortadan kaldırmak müslümanların en belirgin özelliklerinden biri dir. Cenab-ı Mevlâ müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyl e buyuruyor: “Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte, bunlar salih insanlardandır.”  (Âl-i İmran, 114) Ferdin ve toplumun huzuru için insanların H ak ve hakikatle irtibatının sağlanması ve korunması, ihmal edilemeyecek kadar önemli bir vazifedir. Bu konuda hiç kimse ‘bana ne’ diyemez, dememelidir. Her müslüman sorumluluk şuuruyla gücü nisbetinde bu ilahî görevi yerine getirmelidir. Hiç kimse için bir şey yapamıyorsa dahi evlad ü iyali için çaba göstermeli, sözleri kifayetsizse dahi hal hareketiyle, ahlâk güzelliği ile örnek olmalı, özendirmelidir. İyilik ve kötülük (İslâmî tabirle maruf ve münk...