Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Semerkand Aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

~Gönlümü Bağladım Gönlüne~

~Gönlümü Bağladım Gönlüne~  Bir tebessümle nice gönülleri alırken, bir sözle nicesinin gönlünü kırarız. Kimini gönlümüzden çıkarırken, bazısıyla gönül birliği kurarız. Bir de gönül verdiklerimiz vardır ki ya nimettir bize ya bela. Ondandır belki de “Kalbin hacmini kapladığı muhabbetler belirler” denmesi. Zira ahlakımızı yükseltmeyen gönül işleri beladan sayılır; kalbimizi bulandırır, dara düşürür. Lakin gönül erleri diye vasfedilenler böyle değildir, her gönle düşüşleri, kalpte yer edişleri terbiye eder, kemale erdirir. Tıpkı bir türküde söze döküldüğü gibi “Bütün mürşitlerin tarif ettiği/ Sadıkların menziline yettiği / Enbiyanın, evliyanın gittiği / İzde ben bir insan olmaya geldim” dedirtir, yolu gösterir, yolda iz sürdürür... Semerkand Aile Dergisi

~ Gençlere "Haya" Yakışır ~

Allah Resulu (sav) Ensar’dan bir kişinin yanından geçerken, onun kardeşini utanmaktan vazgeçirmeye çalıştığını gördü. “Onu kendi haline bırak; çünkü haya imandandır!” buyurdu. Haya mümin ahlâkıdır. Edep, kulluk ve tüm güzellikler haya ile gelir. Şimdilerde anne-babasının, öğretmeninin yanında bacak bacak üstüne atabilen, uzanabilen, kendinden büyüklerin huzurunda hiç çekinmeden sigara içebilen gençlik, haya duygusundan yoksun olduğu için bu halde. Eskiden bir şarkıyı güftesindeki bazı uygunsuz cümlelerden ötürü reddederken şimdi güftesi bir uçtan bir uca ahlâksız, klibi tamamıyla müstehcen şarkıları çocuğumuzun dilinde duyduğumuzda "Ne güzel de sesi varmış benim yavrumun!" demekle yetiniyoruz. Genç kızımız ve oğlumuzla beraber izlediğimiz dizilerde hoşumuza gitmeyen bir bölüm olursa zaplayıp, bir müddet sonra aynı kanala dönerek eğlencemizden ödün vermiyoruz. Eğlence, espri, popüler kültür derken çoğalan eksilerimizin arasında çocuklarımıza “haya”dan bahsetmek akl...

~Her Zorluğun Sonunda Bir Kolaylık Var ~

Yüce Yaratıcımız şer gibi görünen nice işlerin içinde pek çok hayır saklamıştır. Yaşanan herhangi bir sorun karşısında acele ile isyan etmeyip, işin sonu beklenirse bu hayırlar açığa çıkar. Asıl şer, sonu kötü biten ve insanı ebedi azaba iten iştir. Doktor, hastasını kurtarmak için ameliyat ederken ona eziyet verebilir. Ancak hasta şifaya kavuştuğu zaman sevinir, şükreder. Bu misalde olduğu gibi, sonu rahmete çıkan bir şeye kötü denmez. Dünya hayatında insanın başına şu dört durumdan herhangi birisi gelebilir: Nimet, mihnet, musibet, masiyet. Başına ne gelirse gelsin, her olayın sonunu hayra ve iyiliğe çevirmek insanın elindedir. Şöyle ki, nimete ulaşınca şükretmelidir. Mihnet ve sıkıntıya düşünce sabretmelidir. Masiyeti yani günahı tövbe ve istiğfar ile temizlemelidir. Bunları yapan kul, her durumda Allah’a yaklaşmış ve başına gelen her şeyden hayırlı bir sonuç almış olur. Aksi halde, acı tatlı her şey zarar ve musibete dönüşür.  Aslında sıhhat gibi, hastalık da kulun...
~Gönlümü bağladım gönlüne~ Bir tebessümle nice gönülleri alırken, bir sözle nicesinin gönlünü kırarız. Kimini gönlümüzden çıkarırken, bazısıyla gönül birliği kurarız. Bir de gönül verdiklerimiz vardır ki ya nimettir bize ya bela. Ondandır belki de “Kalbin hacmini kapladığı muhabbetler belirler” denmesi. Zira ahlakımızı yükseltmeyen gönül işleri beladan sayılır; kalbimizi bulandırır, dara düşürür. Lakin gönül erleri diye vasfedilenler böyle değildir, her gönle düşüşleri, kalpte yer edişleri terbiye eder, kemale erdirir. Tıpkı bir türküde söze döküldüğü gibi “Bütün mürşitlerin tarif ettiği/ Sadıkların menziline yettiği / Enbiyanın, evliyanın gittiği / İzde ben bir insan olmaya geldim” dedirtir, yolu gösterir, yolda iz sürdürür...Semerkand Aile