Ana içeriğe atla

Kayıtlar

M.Saki EROL etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayat Dengemiz – Ahde Vefa ve Hizmette Sabır

M. Saki Erol | HAYAT DENGEMİZ Kar­deş­le­rim, He­pi­miz Al­lah’ın ku­lu­yuz. Ruh­la­rı­mız ya­ra­tıl­dı­ğın­da Al­lah’a ver­di­ği­miz sö­zün ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­tir­me­miz lâ­zım. Bu­na ah­de ve­fa di­yo­ruz. Ab­de ve­fa­ ile ah­de ve­fa ge­nel­lik­le bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­rı­lı­yor. Esas ko­nu­muz ah­de ve­fa­dır, ab­de (ku­la) ve­fa de­ğil­dir. İn­san­la­ra kar­şı ve­falı ol­mak gön­lü­mü­zü bir­leş­ti­rir, mu­hab­be­ti­mi­zi ar­tı­rır. Ama ah­de ve­fa ima­nın te­me­li­dir. Ah­de ve­fa ol­ma­dı­ğı za­man ab­de ve­fa da ol­maz. O da ya­lan olur. De­mek ki, ah­de ve­fa yo­lun­da gi­den in­san­la­rın pe­şin­de git­me­miz lâ­zım. İn­şal­lah sü­rek­li hüs­nü zan­da bu­lu­na­ca­ğız. Çün­kü Al­lah Te­âlâ her za­man hüs­nü zan ya­pan in­san­lar­la be­ra­ber­dir. Onun için siz kar­deş­le­ri­miz hak­kın­da hüs­nü zan­da bu­lu­nu­yo­ruz. He­pi­niz ah­de ve­fa­lı­sı­nız. El­ham­dü­lil­lah. Kâ­lu be­lâ­da iman et­ti­ği­miz za­man­da­ki ah­di­mi­zin üze­rin­den bel­li aşa­ma­lar...

~RABITA İLE İLGİLİ EDEPLER~

RABITA İLE İLGİLİ EDEPLER (M. SAKI EROL) Mürid, mürşidini Allah ile kendisi arasında güvenilir bir rehber görmelidir. Onun Allah rızasına giden yolda en güzel bir vasıta ve vesile olduğunu unutmamalıdır. Mürşidin uzaktan feyiz vermesi, kalp lere tasarrufta bulunması Allahu Teala’nın kâmil velilere verdiği özel bir yetkidir. Allahu Teala velisini seven ve gönlünü onun gönlündeki nura bağlayan kimseye çok özel ikramlarda bulunmaktadır. Buna uzaklık mani değildir. Bunun örnekleri çoktur. Mesela, Veysel Karanî Hz.leri Resûlullah (s.a.v) Efendimizi hiç görmediği hâlde muhabbet ve ruhaniyet yoluyla kendisinden özel terbiye ve feyiz almıştır. Efendimiz (s.a.v) onu ashabına anlatmış, ismini vermiş, sıfatlarından bahsetmiştir. Ayrıca Hz. Ömer ile Hz. Ali’ye onu ziyaret etmelerini emretmiş ve onlara şu tavsiyede bulunmuştur: “Onunla karşılaştığınız zaman sizin için istiğfar etmesini isteyin ki Allah sizi affetsin”40 işte bu hâle temiz ruhların tanışması, kaynaşması ve yardımlaşması...

DİL SUSAR, İNSAN KURTULUR

İnsan, yerine ve zamanına göre konuşmasını ve susmasını bilmeli, konuşmasında da susmasında da aşırılıklardan kaçınmalıdır. Ecdadımız, “Çok söz yalansız, çok para da haramsız olmaz.” demiştir. Ayrıca, “Bilirsen güzel kelâm söyle ibret alsınlar, bilmezsen sükût eyle adam sansınlar.” ve “Allah, insanoğluna bir ağız, iki kulak vermiştir. Bunun manası: ‘Bir konuş iki dinle’ demektir.” gibi sözlerle bizlere yol göstermişlerdir. Konuşmak, insanın başkalarına meramını anlatabilme özelliğidir. Cenab-ı Hak bu müstesna özelliği eşref-i mahlukat olan insanoğluna bahşetmiştir. Ademoğlunu diğer yaratılmışlardan ayıran ve ona ayrı bir değer kazandıran konuşma yeteneği, çok üstün bir meziyettir. Onun için her insan konuşma usul ve üslubunu yerli yerince kullanmalıdır. Konuşma, insanın kişiliğini, seviyesini ve seciyesini (kişiliğini, karakterini) sergiler. Zaruret miktarı kadar konuşmalı, şayet konuşmayı gerektiren bir durum yoksa sükût etmeli, susmalıdır. Dile hakim olmak d...