Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ahiret etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İhtiyaç mı İhtiras mı?

Hayatımızı hep bir şeylerin eksikliğini hissederek yaşıyoruz. Bu eksiklerin peşinde bin bir çaba ve emekle  zamanı tüketiyoruz. Güzel bir iş, bir ev, bir araba, biraz para, mutlu bir evlilik, biraz rahat, biraz huzur... Bakmışız yıllar geçmiş. Geçecek daha kaç yıl var, bilmiyoruz. Tamamlanmayı bekleyen hiç akla gelmeyen başka eksiklikler peşinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kısacık bir hayat için ne çok eksik! Bu olsa olsa bir yanılsama, bir illüzyon! Kimin illüzyon yapabileceğini, göz boyayabileceğini biliyoruz ama. Hak Tealâ şerrinden muhafaza etsin. Bir evimiz olsun isteyelim elbette. İhtiyaçları giderilmiş bir aile de... Helal olan her şeyi isteyelim. Ama bütün çabamızı, su gibi akıp giden yılları nefsin keyfine harcayıp sonsuzluğu göz ardı etmek akıl kârı olabilir mi. Bize, eşimize, çocuklarımıza, yakınlarımıza lazım olan hayat burada değil. Burada yolcuyuz. Burası yalnızca bir köprü. Köprü üstüne hayat mı kurulur, hayal mi kurulur? “İnsan uykudadır, ölünce uyanır” denilmiş. Vakit ge...

Kabirde Ne Var?

Eserleriyle asırları ihya eden büyük âlim İmam Gazalî (rh.a), Kimya-yı Saadet adlı eserinde dünya sevgisinin ahirete tesiri hakkında der ki: Kabir azabının mâsivâya (Allah Tealâ’dan başka şeylere) olan sevgi ölçüsünde kimine hafif, kimine şiddetli olduğunu bilmelisin. Dünyada bağlılığı yalnızca tek şeye olan kimseyle, kalbini mal mülk, giyim kuşam, makam mevki, hizmetçi ve binek gibi dünya nimetlerine bağlayan kimsenin kabirdeki hali elbette aynı değildir. Kişiye bir atının çalındığını haber verseler, bu duruma on atının çalınmasından daha az üzülür. Elinden malının tümünü alsalar, yarısının alınmasından daha çok üzülür, acı çeker. Bütün malının alınmasına da eşinin, çocuklarının eşkıyalar tarafından götürülmesinden, yapayalnız kalmaktan daha az üzülür. Ölüm de; mal, servet, çocuk, eş ve dünyada olan her şeyi toptan alır, insanı yalnız bırakır. Ölümün özeti budur. Herkesin azabı ya da rahatı dünyaya olan bağlılığı veya uzaklığı ölçüsündedir. Dünyanın her yönden y...

Nefs ve Ahiret Hesabı

Bilmemiz gerekir, nefs bütün kötülüklerin başıdır. Alimler, veliler, nefsin şerrinden Allah’a sığınmayı, şeytanın şerrinden sığınmaktan yetmiş derece daha lüzumlu görmüş ve Allah’a sığınmışlardır. Çünkü şeytan bazı şartlarda insanı terk eder. Allah’a takva ile yaklaşan kullara şeytan bir şey yapamaz. Ama nefs-i emmare öyle değildir. Hayatı boyunca insanın peşini bırakmaz. Allahu Azimüşşan ve Tekaddes Hazretleri şöyle buyurmuşlardır: “Ama kim Rabbinin makamından korkup da nefsi hevadan nehyetmişse, varacağı yer muhakkak cennettir.” (Naziat, 40-41) Mehmet Ildırar – Semerkand Dergisi, Eylül 2006

Madem....

Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaşdı; Çalışınız, ahiretiniz dahi ağlamasın ve hayatı bakıyeniz gülsün, tatlılaşsın... Bediüzzaman - Sözler

Allah(cc) için yapılan herşey kıymetli herşey manalı....

"Allah(cc) yolunda birbirini seven iki kuldan biri doğuda diğeri batıda olsa ; Kıyamet günü Allah(cc) onları bir araya getirir de şöyle buyurur :  " İşte şu, senin sevdiğindir... " 

~Önce Ahiret~

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu : "Allah (cc), niyeti “önce ahiret” olana dünyayı da verir.Ama niyeti “sadece dünya” olana, ahireti vermez. "Ravi ; İbn-i Mübarek (radiyallahu anh)

~Dünya Malı , Ahiret Saadeti~

Allah Tealâ Hazretleri, dünya malının geçici olduğunu, fani olduğunu, tatlı bir yeşillik olduğunu, Habib-i Hüda s.a.v. Efendimiz vasıtasıyla bize bildirmiştir. Efendimiz s.a.v. buyurmuştur ki: “Dünya tatlı bir yeşilliktir. Allah Tealâ sizin ne yapacağınızı görmek için, sizi yeryüzüne halife gönderdi. İsrailoğulları refaha kavuştukları zaman, elbise, koku, ziynet, ev eşyası ve kadınlar­la zevk ederek, ahireti unuttu. Ahireti kaybetti.” Yine Rasul-i Kibriya s.a.v. Efendimiz bir başka hadis-i şerifte şöyle buyurdu: “Servet çokluğu sizi gaflete düşürmesin, malınızın çokluğu sizi kandırma­sın. İnsanoğlu malım, malım der, durur. Halbuki senin malın ve servetin, yiyip içti­ğin, giyip yok ettiğindir.” Evet; malım malım der, övünür dururuz. Halbuki senin malım değin, ye­diğindir, giydiğindir, eskitip yok ettiğindir. Giymek suretiyle eskitip yok ettiklerin ve Allah için verdiklerin Allah hesabına vardır. Geride bulunan her şey bir gün seni terk eder, sana yar olmaz. Bir de ş...

~ALLAH(CC) ZALİMLERDEN İNTİKAM ALIR~

Zulmün ne olduğunu, Kur’ân’da kimlere “zalim” denildiğini bilmeden, zulme karşı tavır almak ve zulme karşı durmak asla mümkün değildir. O halde, öncelikle “zulüm” nedir ve “zalim” kimdir, sorularının ce vabını aramak gerekir. Arapça’da zulüm; kelime anlamı itibariyle, "bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" manasına gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de “zulüm”; cehalet, şirk, fısk anlamında ve yine ‘nûr’un zıddı olarak kullanılmıştır. Peki, zâlim kimdir? Zâlim, öncelikle birilerinin hakkını zorla elinden alıp haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimsedir.  Öncelikle; ALLAH’ın âyetlerini yalanlayanlar, ALLAH’a iftira atıp ALLAH adına yalan söyleyenler zâlimlerdir (Yunus 17; Hûd 18; Saf 7). Şirk en büyük zulümdür; ALLAH’a şirk koşanlar ise en büyük zâlimlerdir (Lokman 13). ALLAH’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışanlar da zalimlerdir (Bakara 114). Zulüm kavramının bu anlamlarından yola çıkarak söylersek: Her...