Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sofi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yüzüğün Değeri / Hayırlı Cumalar

Sûfîlerin hallerine sürekli itiraz eden bir genç vardı. Bir gün Zünnûn-i Mısrî (k.s) o genci yanına çağırdı ve elindeki yüzüğü ona verip: – Falan ekmekçinin yanına git ve bu yüzüğü bir altın karşılığında ona rehin olarak ver, dedi. Genç yüzüğü alıp götürdü. Fakat söylenen miktarı vermediler. Genç şeyhin huzuruna geri geldi ve: – Bir dirhemden daha fazlaya rehin almıyorlar, dedi. Şeyh: – O halde falan mücevheratçıya götür de kıymetini biçsin, dedi. Genç yüzüğü tekrar götürdü, kuyumcu yüzüğe iki bin altın kıymet biçti. Tekrar gelip vaziyeti anlatınca Zünnûn-i Mısrî k.s. dedi ki: – İşte sûfîlerin haline dair senin bilgin, ekmekçinin bu yüzük hakkındaki bilgisi gibidir. Bunun üzerine genç tevbe etti ve zihnindeki sorular yok olup gitti. (Feridüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ) Abdullah Demirtaş – Hal Dili, Semerkand Dergisi
"Peygamber varisi Mürşid-i Kamil zatlar, Allah Teala ile kulları arasındaki mesafeyi kısaltır. Allah ile kul arasındaki zincirin kopmuş halkalarını tamir eder. Aradaki perdeleri zamanla kaldırarak sofisini Allah'a sevgili kılar."

BANA BİR KERAMET GÖSTERSENE ... :)

Bir sofi Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hz.lerine gelip şöyle bir istekte bulunur; -"Efendim, merak ediyorum bana bir keramet gösterir misiniz?" Aslında soru kadar sorulması da adaba mugayyir olan bu istek karşısında Seyda Hz.leri başını kaldırıp sofiye bakar ve; -"Sofi, sen bu kapıya gelmeden önce namaz kılarmıydın?" der. Sofi istediğine karşılık soru sorulmasına şaşırarak; -"Hayır kılmazdım efendim" diye cevap verir.Seyda Hz.leri yine sorar -"Pekii, sen şimdi namaz kılıyor musun?" Sofi yine mana veremez ama cevaplar -"Evet kılıyorum" Seyda Hz.leri sofinin keramet göstermesi isteğine karşılık gerçek kerameti göstererek; -"Ee sofi, sen daha nasıl bir keramet arıyorsun?"

Mürşid Nazarı

Mürşid Nazarı  Kardeşler, onların bakışları kalp hastalıklarına şifadır. Onlardan çıkan nur Allah’ın nurudur. Bu yüzden insanlara tesir eder. Bu nuru isteyene daha çok verilir. Bu da Allah’ın izniyle olur. Biz Allah (cc) ile aramızı düzeltmeliyiz ki sadatların tasarrufu üzerimize gelsin. Bu ise Allah’ın yasaklarından kaçmakla olur. Bu da yüce Allah’ı büyük bilmektir. Allah dilemezse mürşid bir şey yapamaz. Sadat-ı Nakşibendiyye’nin nazarının çok büyük tesiri var insanın manevi terbiyesinde. Gavs-ı Bilvanisi (ks) bir seferinde, mürşid nazarı ile ilgili olarak bize şöyle bir sohbet yapmıştı: Şeyh Necmeddin-i Kübra büyük bir Nakşibendi idi. Onun bir oğlu vardı ama babasının yoluna uymayan hareketleri çoktu. Bozuk yoldaydı. Necmeddin-i Kübra Hazretlerinin hanımı da buna çok üzülüyordu. Şeyh Hazretlerine yalvararak, -“Herkese faydan dokunuyor. Bu oğluna da bir şey yap. Bizi rezil ediyor, sıkıntıya sokuyor. Ona yazık değil mi? Bu senin evladın değil mi? Niye acımıyorsun?” dedi....