Ana içeriğe atla

Kayıtlar

hayat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İhtiyaç mı İhtiras mı?

Hayatımızı hep bir şeylerin eksikliğini hissederek yaşıyoruz. Bu eksiklerin peşinde bin bir çaba ve emekle  zamanı tüketiyoruz. Güzel bir iş, bir ev, bir araba, biraz para, mutlu bir evlilik, biraz rahat, biraz huzur... Bakmışız yıllar geçmiş. Geçecek daha kaç yıl var, bilmiyoruz. Tamamlanmayı bekleyen hiç akla gelmeyen başka eksiklikler peşinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kısacık bir hayat için ne çok eksik! Bu olsa olsa bir yanılsama, bir illüzyon! Kimin illüzyon yapabileceğini, göz boyayabileceğini biliyoruz ama. Hak Tealâ şerrinden muhafaza etsin. Bir evimiz olsun isteyelim elbette. İhtiyaçları giderilmiş bir aile de... Helal olan her şeyi isteyelim. Ama bütün çabamızı, su gibi akıp giden yılları nefsin keyfine harcayıp sonsuzluğu göz ardı etmek akıl kârı olabilir mi. Bize, eşimize, çocuklarımıza, yakınlarımıza lazım olan hayat burada değil. Burada yolcuyuz. Burası yalnızca bir köprü. Köprü üstüne hayat mı kurulur, hayal mi kurulur? “İnsan uykudadır, ölünce uyanır” denilmiş. Vakit ge...

Dostu Düşmanı Bilseydik…

Hayatımızın içinde iki çok önemli kavram dost ve düşman. Dost aramak, dostluklara tutunmak, düşmandan da sakınmak fıtratımızda var. Dost ve düşmana dair seçimlerinin olumlu ya da olumsuz etkilerini iliklerine kadar yaşamayan tek kişi var mıdır? Dost bildiğinden düşmanlık gören, herkesten umudunu kesmişken düşman zannettiğinden dostluk eli uzanan biziz. Demek ki dostu düşmanı seçmede hatalar yapıyoruz. Hem fert hem toplum olarak… Demek ki sağlam ölçüler lazım. Kendi yarım aklımızın, değişip duran hissiyatımızın yanıltıcılığına bizi teslim etmeyecek hakiki ölçüler… Mümin kimliğinin temelde dostluk üzerinden inşa olduğunu hatırlamalıyız evvela. Allah’a, Rasulü’ne, sahabilere ve salihlere, iman kardeşlerine, nihayet alemdeki büyük nizama dostluk. Bir barış hali… Bu dostluğun hukuku Şeriat-ı Garrâ’da kayıtlı. İman bütün hayatı kuşatan bir dostluk zemini doğuruyor. Fakat iki mutlak/fıtrî düşmanımız var. Şeytan ve avanesi ile kötülüğü emreden kendi nefsimiz. Bunlarla bir ömür savaşma...

Siz Kahvenin Tadını Alanlardan Mısınız?

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski universitelerindeki profesorlerini ziyaret icin biraraya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatin stresinden şikayetlenmeye döner. Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesor mutfaga gider ve yaninda buyuk bir termos icinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak uzere degişik tarzda ve ucuz gorunenden, pahali ve hatta cok ozel olanlarina kadar degişik kahve bardaklari ile gelir. Herkes bir bardak seçince, profesör söyle söyler: 'Farkettiyseniz, tum pahali gorunen bardaklar alindi ve geriye ucuz gorunumlu, sade bardaklar kaldi. Kendiniz icin en iyi olani istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynagi aslinda. Emin olun ki, bardagin kendisi kahvenin kalitesine hic bir sey katmaz. Coğu zaman, sadece daha pahalidir ve hatta bazi durumlarda da içtigimizi saklar. Hepinizin aslinda istedigi kahveydi, bardak degil, ama bilincli olarak en iyi bardaklara yoneldiniz ve sonra birbirinizin barda...