Ana içeriğe atla

Kayıtlar

müslüman etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İhtiyaç mı İhtiras mı?

Hayatımızı hep bir şeylerin eksikliğini hissederek yaşıyoruz. Bu eksiklerin peşinde bin bir çaba ve emekle  zamanı tüketiyoruz. Güzel bir iş, bir ev, bir araba, biraz para, mutlu bir evlilik, biraz rahat, biraz huzur... Bakmışız yıllar geçmiş. Geçecek daha kaç yıl var, bilmiyoruz. Tamamlanmayı bekleyen hiç akla gelmeyen başka eksiklikler peşinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kısacık bir hayat için ne çok eksik! Bu olsa olsa bir yanılsama, bir illüzyon! Kimin illüzyon yapabileceğini, göz boyayabileceğini biliyoruz ama. Hak Tealâ şerrinden muhafaza etsin. Bir evimiz olsun isteyelim elbette. İhtiyaçları giderilmiş bir aile de... Helal olan her şeyi isteyelim. Ama bütün çabamızı, su gibi akıp giden yılları nefsin keyfine harcayıp sonsuzluğu göz ardı etmek akıl kârı olabilir mi. Bize, eşimize, çocuklarımıza, yakınlarımıza lazım olan hayat burada değil. Burada yolcuyuz. Burası yalnızca bir köprü. Köprü üstüne hayat mı kurulur, hayal mi kurulur? “İnsan uykudadır, ölünce uyanır” denilmiş. Vakit ge...

".... kendini affettirmeyene yazıklar olsun...”

Zaman çok hızlı akıyor. Daha dun gibi veda etmiştik ona.Hüzünle arkasından bakakalmıştı çoğumuz. Kim bilir kaç yıldır hep böyle oluyordu: Bizi arkasında, eli böğründe bırakıp gidiyordu. Camilerden, minarelerden bir çığlığa, bir içli ağlayışa dönüşen elvedalarla uğurluyordu konu. Bir daha gelir miydi, daha doğrusu bizimle bir daha buluşur muydu acaba? Ya da asıl dert ettiğimiz: Bizi bir daha bulur muydu? Derken, işte geldi yine, çok şükür. Bereketiyle, feyiz ve ruhaniyetiyle gölgesi üzerimize düştü yine. Şehrimize, sokak ve caddelerimize bir hareket ve heyecan geldi. Pazarlarımıza bolluk ve bereket getirdi.Kalplerimizde tarifi imkansız bir kıpırtı, evlerimizde tatlı bir telaş… Bundan dolayı hamd ve şükür etmeliyiz Cenab-ı Mevla’ya. Evet, Ramazan-ı şerif geldi yine. Bizi arındırmak, paklamak için bir fırsat daha verdi bize Yaradanımız.Günahlarımızdan pişman olmak, hatalarımızı tamir etmek, daha doğrusu kendimize çeki düzen vermek için bir yeni sayfa daha açtı önümüze. Af...

Mükellefiyetlerimiz

"Müslümanlar olarak yıllardır siyasetle yönetiliyoruz ancak siyaseti bir türlü öğrenemedik. Ey Müslüman! Şunu bil ki, SİYASET YAPMAYI ÖĞRENMEDİĞİN SÜRECE  meydan ayyaşa, arsıza, hırsıza, teröriste ve sahtekâra kalacak..."

Noel - Yılbaşı - Yeniyıl

Hıristiyan dünyası yanında, dünyanın oldukça büyük bir kısmı "yeni bir yıla" girmenin heyecanını yaşıyor. Dikkat edilecek olursa Müslümanlar için anlamlı zaman dilimlerinin hiçbirisinde, seküler ya da gayrimüslim dünyanın "kutlama"larına benzer bir ritüel yoktur. Biz, bizim için anlamlı olan kandiller, üç aylar, Ramazan ve Kurban bayramları gibi zaman dilimlerinde eğlence düzenlemeyiz. Bu ve benzeri zaman dilimleri bizim için birer arınma, tevbe-istiğfar, hamd-şükür, tebrikleşme ve bereket umma mevsimleridir. Yılbaşı kutlamaları adı altında düzenlenen şenliklerin, bize ait olmayan, dolayısıyla dünyamıza girmesine izin vermememiz gereken birer ma'siyet ritüeli olduğunu hatırdan çıkarmamak gerektiğini tekrarlamaya lüzum görmüyorum. Hıristiyan kültürün temel simgelerinden biri olan "Noel baba" mitolojisinin dünyaya "Hz. İsa (a.s)'ın doğum yıldönümünü anma"dan daha öte ve farklı şeyler taşıdığı aşikâr. Hıristiyan dünya -esasında bu ta...

Rabbim Yanlışı Savunmaktan Muhafaza Etsin

"Seçim zamanı kullandığımız reyler bizim hangi tarafın adamı olduğumuzu açıkça göstermektedir. Hiç bir müslüman açlıktan öleceğini bilse bile, bir Allah'sıza, bir dinsize, hir masona ve bir caniye katiyyen rey veremez ve onların tarafını tercih edemez." Mehmed Zahid Kotku (ks)

Doğruluk Ahlakı

Doğruluk, insanın her yerde, her meselede ve her hükümde sarılmak zorunda bulunduğu en güçlü dayanaktır. Müslüman, hayatını yalandan, zandan ve başkaları hakkında kötü düşünceden arınmış bir şekilde kurmalıdır. Zira yüce hakikatler, hayatın akışı içerisinde insanlar arasındaki çeşitli münasebetlerde ortaya çıkar. Müslüman doğru insandır. Yürüdüğü yolun adı Sırat-ı Müstakim, yani Dosdoğru Yol’dur. Bu yolun yolcusu hayatını bütün yönleriyle doğruluk üzerine kurmuş demektir. Müslümanın hedefi doğru olandır, o hedef için seçtiği yöntem de öyledir. Bu konuda o kadar hassastır ki, kişisel zannına göre hüküm vermekten dahi uzak durur. Zira Hz. Peygamber s.a.v. müslümanların kaçınmaları gereken hususları sayarken, zannı ve kuşku veren düşünceyi de zikrederek şöyle buyurmuştur: “Zandan sakının çünkü o konuşmada en büyük yalandır.” (Buharî) “Sana kuşku vereni bırak, kuşku vermeyene sarıl. Doğruluk kalp huzuru, yalan ise şüphedir.” (Tirmizî) Kuran-ı Kerim’de de insanların şüphelerin peşine d...

~Tartışma Hastalığı~(Biraz uzun ama bi o kadar da kıymetli bir konu)

Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Müslüman, kardeşinin aynasıdır; kardeşinizde bir yanlışlık gördüğünüzde, ona yüklenmeyin; onu irşad edin; ona nasihatta bulunun ve onunla iyi geçinin. İhtilaftan sakının."   Sözler ve sesler hiçbir dönemde olmadığı kadar çoğaldı. Her yanımız konuşan insanlarla dolu. Üstelik, çok konuşanların tavırlarından her şeyi bildikleri intibası da uyanıyor. Birbirlerinden farklı konuşsalar bile böyle. Nasreddin Hoca yaşasaydı, herhalde “Sen de haklısın!” sözünü en çok kullanacağı zamanları görmüş olurdu. Çünkü herkes haklı görünüyor. “Yoğurdum ekşi” diyen yok. Gerçekten herkes her şeyi biliyor mu artık? Ne kadar mevzu varsa, bilgisi, ilmi bu insanların zihninde mi gerçekten? Elbette mümkün değil. Fakat şartlar öyle görünmeye zorluyor insanları. Bugünün geçer akçesi biliyor görünmek. Bilmiyor görünmeyi kabullenmek, bilmiyorum demek çok zorlaştı. Haliyle biliyor olmanın iddiasını sürdürmek için de sürekli mücadele etmek şart oldu. Diksiy...

Müslüman'ım demek başka,Müslümanca yaşamak başkadır..

Müslüman'ım demek başka, Müslümanca yaşamak başkadır!.. Bir gün yanıma bir genç geldi. Dedi ki: "Ağabey, biliyorsun askerliğimi yaptım ve bir işe girdim. Ben istedim ki hayatımı bir gayeye vereyim, onun peşinde koşayım. Onun için üzülüp onun için sevineyim. Bu sebeple yerli yabancı pek çok kitap okudum. Gazeteleri takip ettim. Siyasetle uğraştım. Yine de aradığımı bulamadım. Şimdi elimde olmayan sebeplerle sinirleniyorum, yakınlarıma zarar veriyorum. Hatta bazen uyku hapı cinsinden müsekkinler alıp komaya girmişçesine yatıyorum." Ona dedim ki: "Anladığım kadarıyla kendini bir gayeye verememişsin; çalışmaların da boşa gitmiş gibi... Nasıl bir gaye aradığını da bilmiyorum amma Müslüman'ın esas gayesi Allah rızasını kazanmaya çalışmaktır. En büyük gaye budur. Bu gaye yeryüzündeki bütün insanlara yeter; her insanı tek tek meşgul eder. İnsan, hayatını meydana getiren unsurlarda Allah'ın emirlerini ve yasaklarını aramalıdır,o emirlere en iy...