Ana içeriğe atla

Kayıtlar

terbiye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Buyurmaz mısınız O Enfes Sofraya...

"Bu zamanın imtihanı, haramların şirin hale gelmesidir." "Baştaki göz görmeyince insan alemleri gördüğünden ibaret sanıyor. Bu bir hatadır. Allah'ın sure ve ayetleri ilk indiği günkü sıcaklık ve tazeliktedir. Ortada enfes bir sofra var. Yetişen alıyor.Almak için, bu işleri bilen birinin peşine takılmak gerekiyor.Tasavvuf bir terbiye okulu ve cemiyetidir.Terbiye olan sofraya buyur ediliyor...."

Doğruluk Ahlakı

Doğruluk, insanın her yerde, her meselede ve her hükümde sarılmak zorunda bulunduğu en güçlü dayanaktır. Müslüman, hayatını yalandan, zandan ve başkaları hakkında kötü düşünceden arınmış bir şekilde kurmalıdır. Zira yüce hakikatler, hayatın akışı içerisinde insanlar arasındaki çeşitli münasebetlerde ortaya çıkar. Müslüman doğru insandır. Yürüdüğü yolun adı Sırat-ı Müstakim, yani Dosdoğru Yol’dur. Bu yolun yolcusu hayatını bütün yönleriyle doğruluk üzerine kurmuş demektir. Müslümanın hedefi doğru olandır, o hedef için seçtiği yöntem de öyledir. Bu konuda o kadar hassastır ki, kişisel zannına göre hüküm vermekten dahi uzak durur. Zira Hz. Peygamber s.a.v. müslümanların kaçınmaları gereken hususları sayarken, zannı ve kuşku veren düşünceyi de zikrederek şöyle buyurmuştur: “Zandan sakının çünkü o konuşmada en büyük yalandır.” (Buharî) “Sana kuşku vereni bırak, kuşku vermeyene sarıl. Doğruluk kalp huzuru, yalan ise şüphedir.” (Tirmizî) Kuran-ı Kerim’de de insanların şüphelerin peşine d...

SOHBET

Mesnevi-i Şerif’te nakledildiğine göre bir kimse Şuayb a.s.’a şöyle dedi: “Allah Tealâ bende pek çok günah ve kusur gördüğü halde beni hiç azarlamıyor.” Hak Tealâ, Şuayb a.s.’ın gönlüne şöyle hitap etti: “Ey ben bu kadar günah işledim de Allah beni azarlamıyor diyen kimse! Allah seni muaheze edip duruyor ama sen farkında değilsin. Kalbinde günahlar üst üste yığılmış, gönül gözün kör olmuş. Dumanın kara tencere üzerinde izi görünmediği gibi senin de kararan kalbin Allah’ın kınamasını duymuyor. Allah seni çok ikaz edip günahlarını haber verdi ama sen bu yüzden anlamadın.” Hazreti Mevlâna k.s. sonraki beytinde şöyle buyuruyor: “Demirci zenci olursa, ocağın dumanı yüzünde iz bırakmaz. Sen zenci gibi olmuşsun da, günahlarının dumanı yüzünün karasında görünmediği için ikaz edilmediğini zannediyorsun. Eğer ak yüzlü olsaydın, elinin karalarını yüzüne sürdüğün zaman çoktan siyah izler belli olurdu. Ey günahlarından yüzü kararmış adam! Sen bundan dolayı anlamıyorsun. Eğer yüzünü Hakk’a ç...

~Mürşid Terbiyesine Girmedeki Gaye~

  İmam Rabbânî (k.s) (1034/1625), bir mürşid terbiyesine girmenin hedefini kısaca şöyle belirtmiştir: “Bir mürşid terbiyesine girmekten maksat; hakiki imana ulaşıp, ilâhî emir ve hükümleri muhabbetle uygulamaktır.” “Fenâ ve bekâ hallerinin elde edilmesinden asıl gâye “yakîn” hâlinin hâsıl olmasıdır. Bundan başka bir şey düşünmek (Mesela, ALLAH’ın kendisine hulûl edip bedenine girdiğini yahut kendisinin ALLAH’ın zatında kaybolduğunu, veyâ ibadetlerin kendisinden düştüğü bir makama ulaştığını söylemek) dinden çıkmaktır.” “Asıl maksat, aşk ve muhabbet değil, kulluktur. Aşk, cezbe ve muhabbet güzel kulluk içindir. Velayet mertebelerinin en sonu kulluk makamıdır. Ondan daha üstün bir makâm yoktur.” “Tarikat ve hakikat menzillerini aşıp geçmekten maksat, rızâ makâmı için gerekli olan ihlasın elde edilmesidir, başka şey değildir!” Büyük veli Ebû Talib el-Mekkî (k.s) demiştir ki: “Kalbinde ALLAH’tan başka bir muradın kalmaması için cehd ve gayret et. Bu murat sende...