Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cuma / Amin

"Taştan bile daha katı şimdi kalpler, ağlamayı unutmuş yaş akıtmıyor gözler.. Ya gönüller? Neler saklı onda Kelamullahtan başka kim bilir neler... Beyinlere diyecek yok, içindeki tamamen boş bilgiler... O kadar uzun görünür ki sana günler.. Aslında bir nefesliktir, dünya denilen yer.. Ah anlayabilsen o kısalığı her şey gelir gider.. Belki toplasan aklını ömrün güzel geçer.. Son ana bırakma! Şeytan imanını ister.. Vermek istemezsin de o an gücün biter.. Çünkü yaşamadın ömründe imanın için ne acı ne keder.. Veyl olsun bana dersin, boş şeylerle etmişim ömrümü heder..."İktibas

Gavs-ı Bilvanis Onbeşinci Sohbetden

Bunca Allah(cc) dostları, mürşid-i kamiller sadat-ı kiram vardır.    Bu zatlarin bu kadar yüce olmalarının sebebi,Peygamber´in(s.a.v.)şeriatına  uygun  hareket etmeleridir. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde: "Ümmetimin alimleri Beni Israil´in Peygmaberleri gibidirler."  buyuruyorlar.["Alimler, peygamberlerin varisleridir." Ebu Davud ilim1; Tirmizi ilim 19; Buhari ilim 10;] Yani ümmetimin evliyası beni Israil Peygamberleri gibidir. Hasa Peygamberlikle mukayese edilmez evliyalik. Ama buradaki mukayese hidayet yönündendir. Ümmetimden cıkan evliyalarin cok hidayete vesile olacaklarına işarettir. Bu Hadis-i Şerif, Peygamber (s.a.v.)´in ümmetinden öyle evliyalar cikmis ki, büyük hidayetlere vesile olmuşlardır. Milyonlarca kişinin hidayetine sebep olmuş, vasıta olmuş evliyalar vardır Ümmet-i Peygamber(s.a.v.) içinde. Fakat Peygamberlerden ise öyleleri gelmiş ki ancak kendi nefsini hidayete erdirebilmiş, Peygamberlikleri kendi Ne...

Allah'ın Ayı Muharrem

Muharrem Ayının Onuncu Günüydü Yüce Allah: “Ey arz! Suyunu yut! Ve ey gök! Yağmuru tut!..” buyurdu. “Su çekildi. İş de bitti, gemi Cudi’ye oturdu.” (Hud, 44)  Ardından, “Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in.” (Hud, 48) buyuruldu.  Muharrem ayının onuncu günüydü. Nuh a.s. bu günü oruç tutarak geçirdi. ...  Musa a.s. ve ümmeti denizin ortasında açılan yoldan geçerek Firavun’un zulmünden kurtuldu.  Muharrem ayının onuncu günüydü. Musa a.s. o gün oruç tuttu. ...  Bu sefer yolculuk denizde değil, karada idi. Allah Rasulü s.a.v. Mekke müşriklerinin zulmünden uzaklaşıp Medine’ye hicret etti. Müminler Medine tepelerinde toplanıp Allah Rasulü s.a.v.’i karşılama mutluluğuna erdiler.  Ve o gün Aşure günüydü. Yani Muharrem ayının onuncu günü. Rasul-i Ekrem s.a.v., o gün yahudilerin bayram ettiğini, oruç tuttuğunu farketti. Sebebini sahabiler anlattı:  - “Ey Allah’ın Rasulü! Yahudi ve Hristiyanlar bu ...

1 Muharrem 1439 / Yeni Yılımız Mübarek Olsun

Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Kameri yıl başı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir.   Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.   * Hicrî (İslâmî) ayların birincisi, Muharrem ayıdır.   * Yeni yıla oruçla başlamak için, birinci günü oruç tutmak tavsiye edilmiştir.   * Ramazan'dan sonra en fazîletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur. Gerek Yahudilere benzememek, gerekse o...

Cahil Cüretkarlığı (Haşa Allah Korkusuzluğu )

Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır, geçtiğimiz on yıllar içinde konuşmalarımızda “Allah korkusu” ifadesi hayli azaldı. Daha önceleri çocuk terbiyesinden mahalledeki bir hadiseye, çarşı pazardan nahoş bir durum karşısındaki tepkiye kadar bu ifade sıkça dile geliyordu, artık böyle değil. Dilden bir ifadenin eksilmesi ya da kullanımın azalması, hiç şüphesiz o ifadenin manasının hayattan eksilmesiyle ilgili. Buradan hareketle Allah korkusu hususunda bir duyarsızlaşma süreci yaşadığımızı söylemek mümkün. Başta hakim kültürün etkisiyle yaşanan dünyevîleşmenin, sonra dine halkı ısındırmak, belli çevrelerin de tepkisinden sakınma maksatlı “rahmet odaklı” İslâm anlatımının bu süreçte büyük etkisi var. Müslümanı kendi diniyle kavgaya tutuşturmak için her imkan ve fırsatı kullanan “din eleştirmenleri”nin payını da küçümsememek lazım. Diğer taraftan kendilerine “tasavvufî” etiket vuran kimi mahfiller, fütursuzca müminin hafv ve haşyet duygularına saldırarak yerine muhayyel ve meçhul bir ...

"BAŞÖRTÜLÜ KADINLARA SİGARAYI YAKIŞTIRAMAM"

Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman, bugün köşesinde başörtülü kadınların sigara  içmesiyle ilgili bir yazı yazdı. "BAŞÖRTÜLÜ KADINLARA SİGARAYI YAKIŞTIRAMAM" İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın yazısında konuyla ilgili kısım şu şekilde;  "Sigara içmeyi hiçbir kimseye yakıştıramam ve caiz görmem; ama bunların başında başörtülü Müslüman hanımlar geliyor. "BAŞIMI ÖRTTÜĞÜME KAPILMAYIN DAHA ÇOK ŞEYİMİ PAYLAŞABİLİRİM" Ben başını örten ama göstere göstere sigara içen bir bayan gördüğümde şöyle bir intibaa kapılıyorum: Sanki farklı olanlara şunu diyor:  “Siz benim başımı örttüğüme bakmayın, benden ümidinizi kesmeyin, sizinle paylaşacağım daha çok şeyim var.” SİGARA İÇEN KADIN EDEPSİZDİR Sigara içmek, sağlığa verdiği kesin zarar sebebiyle hiçbir kimse için caiz değildir, örtünen kadınlar için ise haram işlemenin yanında edebe aykırı davranış da vardır. Bizim geleneğimizde kadın sigara içmez, erkeklerin de küçükleri büyüklerinin y...

Amin.... Zannı Hakikat Görmek...

Fıkrayı duymuşsunuzdur: Aralarında anlaşmazlık çıkan iki komşudan biri Nasreddin Hoca merhuma gelir, kendi görüşünü anlatır. Hoca, “Haklısın!” der adama. Bir müddet sonra öbürü uğrar Hoca’ya. O da komşusuyla ihtilafa düştükleri meseleyi kendince anlatır. Nasreddin Hoca onu da, “Haklısın!” diyerek gönderir. Yan odada bütün bu konuşmalara kulak misafiri olan Hoca’nın hanımı dayanamaz: “Efendi, ikisini de dinledin, ikisine de haklısın dedin. Bunların biri haklıysa ötekinin haksız olması gerekmez mi?” diye itiraz eder. Hoca bir müddet düşündükten sonra “Vallahi hatun, sen de haklısın!” deyiverir. Nasreddin Hoca’nın fıkraları öyle gülüp geçilecek lâtifeler değildir. Hikmet yüklü nükteleri vardır. Nitekim bu fıkra, farklı bakış açılarının aynı mesele ile ilgili farklı görüşlere yol açacağını anlatıyor. Her birine kendi açısından bakıldığında, birbiriyle çelişse bile bütün görüş veya değerlendirmelerde izafî bir haklılık payı bulunabileceğini gösteriyor. Fakat öte yandan, bu kişilere gör...