Ana içeriğe atla

Amin.... Zannı Hakikat Görmek...

Fıkrayı duymuşsunuzdur: Aralarında anlaşmazlık çıkan iki komşudan biri Nasreddin Hoca merhuma gelir, kendi görüşünü anlatır. Hoca, “Haklısın!” der adama. Bir müddet sonra öbürü uğrar Hoca’ya. O da komşusuyla ihtilafa düştükleri meseleyi kendince anlatır. Nasreddin Hoca onu da, “Haklısın!” diyerek gönderir. Yan odada bütün bu konuşmalara kulak misafiri olan Hoca’nın hanımı dayanamaz: “Efendi, ikisini de dinledin, ikisine de haklısın dedin. Bunların biri haklıysa ötekinin haksız olması gerekmez mi?” diye itiraz eder. Hoca bir müddet düşündükten sonra “Vallahi hatun, sen de haklısın!” deyiverir.
Nasreddin Hoca’nın fıkraları öyle gülüp geçilecek lâtifeler değildir. Hikmet yüklü nükteleri vardır. Nitekim bu fıkra, farklı bakış açılarının aynı mesele ile ilgili farklı görüşlere yol açacağını anlatıyor. Her birine kendi açısından bakıldığında, birbiriyle çelişse bile bütün görüş veya değerlendirmelerde izafî bir haklılık payı bulunabileceğini gösteriyor. Fakat öte yandan, bu kişilere göre değişen görece haklılığın, mutlak anlamda bir hakkaniyet taşımadığı, Hoca’nın hanımına hak verilmek suretiyle de ifade ediliyor.
Şöyle de diyebiliriz: Görüşümüzü gördüklerimiz belirler. Lakin gördüklerimizi de büyük ölçüde durduğumuz yer belirler. O zeminde durup baktığımız zaman gördüğümüz belki doğrudur ama acaba durduğumuz yer doğru mudur? Yahut bakış açımız sağlıklı bir görüş tesis edebilmek için görmemiz gereken hakikatin ne kadarını görmemize imkan vermektedir? Görüleni anlamlandırırken hangi ölçülere müracaat edilmektedir? Hasıl-ı kelam, son derece doğru ve hakkaniyetli olduğuna inandığımız değerlendirmelerimizin pekâlâ yanlış olma, bir haksızlığa yol açma ihtimali vardır.
Ahmet Nafiz Yaşar’ın hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Haziran 2017 sayısında.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filistin Benim Meselem....

"Zalimin sonu yaklaştıkça zulmü artar ve daha da azgınlaşır." Hz. Ali (ra)

~Haya İmandandır~

Hayadan Hayata Yayılan Güzellik Sevda-yı dildârdan gönül usandı / Güzelim cefadan niçin usanmaz / Demek ki üftadem odlara yandı / Hak’tan haya kılmaz kuldan utanmaz / (Dertli) Yalnızca iyilik getirendir o; yalnızca sevgi biriktirendir… Kat kat şimdilik; dosya dosya güzelliktir hem… Elimizden tuttu mu bir kez yükseltir yükselttikçe kişiliğimizi de yüceltir yüceltilecek kadar… Haya, hayatın güzelliği… ”El-haya ve’l-edeb!” der eskiler; hayasızca bir tavır gördüklerinde, edep dışı bir söz işittiklerinde. Haya ki bir utanma duygusudur; ar ve namus perdesinden bestelenir zaman notalarında. Perde açıldı mı da bir kez; küser sahibine ve kaçar gider coğrafyamızdan bütün güzel nağmelerini toplayarak. Kişi ancak haya sermayesi kadar edîb olur çünki; ancak hayası ölçüsünde müeddeb sayılır. Yakışıksız işlerden alıkoyan da, kötüleri iyi kılan da odur hep. Hayamızı yitirdik ve silinmiş boş...

Elhamdülillah Alâ Külli Hal

" Elhamdülillah Alâ Külli Hal - Her Halimiz İçin Allah'a Hamdolsun" SEN'den gelene, gelmeyene; Ne şekilde belirlemişsen kaderime, bu oyundaki biçtiğin rolüme, yürekten kocaman bir EYVALLAH ! .. Hz.Mevlana (ks)