Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bereket

Bârekallah  (Allah mübarek etsin, bereketli kılsın) Adamın biri İbrahim bin Ethem hazretleri ile tartışır;  -“Bereket diye bir şey yoktur, inanmıyorum” der.  -“İbrahim Ethem: Koyunları ve köpekleri görüyor musun?” der.  Adam: -“Evet”  İbrahim Ethem: -“Hangisi daha çok doğurur?”  Adam: -“Köpekler yediye kadar, koyun ise en fazla üçüz doğurur” der.  İbrahim Ethem: -“Etrafına baktığında hangilerin daha çok olduğunu görürsün?”  Adam: -“Koyunlar çoktur” der.  İbrahim Ethem: -“Peki, sürekli kesilen ve sayısı azalan koyun değil mi!?”  Adam: -“Evet” der.  İbrahim Ethem: -“İşte bereket budur!.  Adam: -“Niye böyle olur, Koyun neden köpeklerden daha fazla olur?” diye sorunca;  İbrahim bin Ethem der ki: -“Çünkü koyunlar gecenin ilk saatlerinde yatar, şafaktan önce de kalkarlar. Böylece rahmet bereket saatini idrak eder ve üzerlerine bereket yağar. Ama köpekler, gece boyunca havlarlar. Sonra şafak vakti yaklaştığında düşer yatarlar. Bö...

Sûfilerin Sohbet/Yakınlık Âdâbı

  Allah Tealâ; “Onlar ki iman eder ve sâlih amel işler, Rahman onları sevgili kılacaktır (sevecek ve sevdirecektir.)” (Meryem 96) buyurmuştur. Yani iyi iş yapan müminleri Ulu ve Yüce Allah kendine dost edinecek, onları gönüllerde sevgili hale getirecek. Zira onlar gönülleri gözetir, kardeşlerin hukukuna güzelce riayet eder ve onları kendilerinden üstün bilirler, buyurmuştur. Rasulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Üç şey var ki, dostunun sevgisini senin için saf ve katışıksız hale getirir: Yolda karşılaştığın zaman ona selam vermen, mecliste yer göstermen ve en çok sevdiği ismi ile hitap etmen.” Rasulullah s.a.v.’in emretmiş olduğu bu husus dostluk hukukuna riayet ve onu muhafaza etmektir. Allah Tealâ: “Müminler ancak kardeş ve dosttur. İki kardeşinizin arasını bulunuz, düzeltiniz.” (Hucurat 10) buyurmuş, iki müslümanın birbirini incitmemesi ve kırmaması için bütün müslümanlara yumuşaklığı ve merhamete dayanan bir ilişki kurmalarını emretmiştir. Rasulullah s.a.v. buyurmuştur ki: “Ede...

Şükretmeye Dair – Hz.Mevlana

“İman iki kısımdan müteşekkil bir bütündür;   onun bir yarısını sabır, diğer yarısını da şükür oluşturur.” (Şuabü’l-İman, 123/7; Feyzu’l-Kadîr, 188/3) Şükre mani olan şey hamlık açgözlülüktür.   Şükür, nimetleri avlayıp bağlamaktır. Şükretmeye başladığın vakit, ihsanın, iyiliğin artmasına hazır hale gelirsin. Hak Tealâ Hazretleri bir kulunu sevince, ona bela verir. Eğer sabrederse derecesini yüceltir ve eğer şükreylerse onu şeçkin kılar. Kimileri Allah’ın lütfuna , kimileri de kahrına şükreder. Onların her ikisi de hayırlıdır. Şükür öyle bir bağlılıktır ki, kahrı lütufa dönüştürür. Akıllı ve olgun kişi, huzur için de, bela için de Allah’a şükreden kimsedir. Muradı cehennem bile olsa, bu kişi Hakk’ın seçtiği kimsedir. Şükür maksuda ulaşmayı kolaylaştırır. Zira dille şikayet, kalple şikayet etmeyi doğurur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur: Yani “Cefa verenin, zulmedenin yüzüne karşı gülüşüm, onu öldürmektir.” Burada gülmekten kasdedilen , şikayet edilecek yerde  şükr...

Helal - Haram

  Ebu Bekir Verrak (k.s) hazretleri diyor ki: - "Sabahları kalkınca insanlara bakarım; kimin helâl, kimin haram yediğini anlarim." Kendisine sordular: - Bunu nasıl anlıyorsun? Cevap verdi: "Her kim sabahleyin kalkar kalkmaz dilini boş laf, gıybet ve sövüp saymakla meşgul ediyorsa, bilirim ki bu hal onun yediği gidadan kaynaklanmaktadır. Her kim de sabahleyin kalktığında dilini Allâh-u Teâlâ'nın zikri, kelime-i tevhid ve istiğfarla meşgul ediyorsa, onun aldığı gıda da helâl yoldandır."

Asıl Yurdun Eşiğinde

  İnsanoğlu dünyaya bir kere gelir. Kendisine takdir edilen müddet kadar yaşar. Sonra da ölüp dünya sahnesinden çekilir. Ölümle beraber dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkar. Ölümle başlayan bu ahiret yolculuğu, kabir hayatıyla devam eder; mahşer, sırat, mizan, hesap... derken cennet veya cehennem durağıyla son bulur. Son bulması, varılacak yerin belli olması bakımındandır. Yoksa cennet hayatı da cehennem hayatı da devamlıdır. Vakti gelince herkes ölüm şerbetini içecek. Şayet dünyada sonsuza kadar yaşamak takdir edilseydi, şüphesiz en başta peygamberler için söz konusu olurdu. Yüce Mevlâ, Efendimiz s.a.v.’in asla ölmeyeceğini ileri sürenlere veya O’nun vefatıyla sevinmeyi bekleyen müşriklere cevaben, ölümün herkese uğrayacağını, bu konuda kimseye ayrıcalık tanınmayacağını ve sonunda ilahî huzurda toplanılacağını şöyle haber verir: “Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen sanki onlar ebedî mi kalacaklar? Her nefs ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak siz...

İhtiyaç mı İhtiras mı?

Hayatımızı hep bir şeylerin eksikliğini hissederek yaşıyoruz. Bu eksiklerin peşinde bin bir çaba ve emekle  zamanı tüketiyoruz. Güzel bir iş, bir ev, bir araba, biraz para, mutlu bir evlilik, biraz rahat, biraz huzur... Bakmışız yıllar geçmiş. Geçecek daha kaç yıl var, bilmiyoruz. Tamamlanmayı bekleyen hiç akla gelmeyen başka eksiklikler peşinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kısacık bir hayat için ne çok eksik! Bu olsa olsa bir yanılsama, bir illüzyon! Kimin illüzyon yapabileceğini, göz boyayabileceğini biliyoruz ama. Hak Tealâ şerrinden muhafaza etsin. Bir evimiz olsun isteyelim elbette. İhtiyaçları giderilmiş bir aile de... Helal olan her şeyi isteyelim. Ama bütün çabamızı, su gibi akıp giden yılları nefsin keyfine harcayıp sonsuzluğu göz ardı etmek akıl kârı olabilir mi. Bize, eşimize, çocuklarımıza, yakınlarımıza lazım olan hayat burada değil. Burada yolcuyuz. Burası yalnızca bir köprü. Köprü üstüne hayat mı kurulur, hayal mi kurulur? “İnsan uykudadır, ölünce uyanır” denilmiş. Vakit ge...

Recep Ayının Fazileti / Hayırlı Kandiller

Ebû Kılâbe (rh.a) şöyle demiştir: "Cennette bir saray vardır ki bu saray receb ayında oruç tutanlar içindir." Arabî ayların yedincisi olan Recep, sözlükte; azametli, heybetli, tazim etmek gibi manalara gelir. Bu ay ayrıca “haram aylar” diye bilinen ve savaş yasağının bulunduğu dört aydan biridir [12] ve İslâm dininde özel bir yeri vardır. İslâm dini gelmeden önce, bu ay girer girmez, kabileler arasında savaşmak yasaklanır, herkes kendisini bu ayda güven içinde hissederdi. İslâm geldikten sonra da bu aya olan hürmet devam ettirildi. İlk dönem tefsir bilginlerinden Katâde, şu sözleriyle bu ayın önemini anlatır. “Haram aylarda amel-i salih işlemenin ecri, diğer aylarda işlenenlere göre daha büyüktür. Her ne kadar diğer zaman ve durumlarda da zulüm işlemek büyük bir günah ise de, bu aylarda yapılan zulmün günahı daha büyüktür.” Receb’i “Allah’ın ayı” olarak nitelendiren Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e bunun hikmeti sorulduğunda buyurmuştur ki: “Çünkü bu ayda özellik...