Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Seyyid Muhammed Raşid (k.s) Hz'nin Afyondaki Son Sohbeti...

Bismillahirrahmanirrahim Ellhamdülillahi rabbil âlemîn. Vessalatü vesselamü alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain. Allah (c.c.) biz Müslümanlar'a büyük nimetler bahşetmiştir. Bu nimetlere çok şükretmemiz lazımdır. Bu nimetlerin birincisi ve en önemlisi Allahü Teala'nın bizi İslâm'la şereflendirmesidir. Bu nimete karşılık Allah'a çok ibadet etmemiz icab eder. Zaten namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, sadaka vermek gibi ibadetler de Allah'ın bize dünyada bahşettiği en büyük nimetlerden değil midir? Bu ibadetlere karşılık Allahü Teala(c.c.) Müslümanlara cenneti ve içindeki nimetleri hazırlamıştır; orada ebedi olarak kalacaklardır. Buna göre ibadetlerimizi arttırmamız gerekir. Allahü Teala (c.c.) bize hidayet yolunu göstermekle büyük bir lütuf ve ihsanda bulunmuştur. Kafirler bu lütfu Rabbani'ye icabet etmediklerinden dolayı onlara ebedi cehennem ateşi ve azabını hazırlamıştır. İnsan şöyle bir düşünse, parmağını tuttuğu bir mum alevinin ver...

~Dua Eden Bilir~

DUALAR NEDEN GEÇ KABUL OLUR VEYA BAZEN KABUL OLMAZ ? Cenab-ı Hakk mahşerde huzuruna getirilen bir kula hitaben; - Ben sana bütün ihtiyaçlarını bana arz et, benden başkasına ihtiyaç arz etme buyurmadım mı? dediğinde: - Evet Yarabbi, ben de ihtiyaçlarımı hep zatına arz etmiştim… diye cevap verip bazı duasının kabul edilmediğini belli etmesi üzerine Hakk Teâlâ: - Ben senin her duana icabet ettim, her istediğini verdim. Bazısının icabet eserini bu güne bırakarak senin için sakladım. Şimdi onu al, gözün aydın olsun, der. O kulun icabet eseri olarak gözler görmedik nimetleri müşahede ettiği anda: - Ne olaydı, dualarımın hiçbiri dünyada kabul edilmeseydi de icabet eserlerini burada görseydim! diyerek esef edeceğin hadis-i şerif de bildirilmiştir. Şu halde icabette acele etmek hikmete uymadığı gibi, her duanın kabulünde acele edilmedikçe kabul hedefine ulaşacağı Peygamber Efendimiz s.a.v tarafından haber verilmiştir. “Günahkârların inlemesi, âbidlerin tesbihinden daha s...

~İyiye Doğru~

Emri bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker, yani iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, mücella dinimiz İslâm’ın temel esaslarındandır. Fert yahut toplum olarak iyiliği yaymak, kötülükleri de ortadan kaldırmak müslümanların en belirgin özelliklerinden biri dir. Cenab-ı Mevlâ müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyl e buyuruyor: “Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte, bunlar salih insanlardandır.”  (Âl-i İmran, 114) Ferdin ve toplumun huzuru için insanların H ak ve hakikatle irtibatının sağlanması ve korunması, ihmal edilemeyecek kadar önemli bir vazifedir. Bu konuda hiç kimse ‘bana ne’ diyemez, dememelidir. Her müslüman sorumluluk şuuruyla gücü nisbetinde bu ilahî görevi yerine getirmelidir. Hiç kimse için bir şey yapamıyorsa dahi evlad ü iyali için çaba göstermeli, sözleri kifayetsizse dahi hal hareketiyle, ahlâk güzelliği ile örnek olmalı, özendirmelidir. İyilik ve kötülük (İslâmî tabirle maruf ve münk...

~İnsan Dilinin Altında Gizlidir~

Tatlı dili olanların dostları her gün biraz daha artar.Söylenmediği müddetçe söze sen hakimsin.Bir kere söylendi mi, o sana hakim olur.Sonradan pişman olmaktansa ağzından çıkan sözlere dikkat et.İnce sözler  keskin kılıca benzer.Kalkanın yoksa geri dur.Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir.Ok gittiği yerden geri dönmez Seli baştan bağlamak gerek.Ebedî olarak zulmün kapısını kapayan, adaletiyle gönüllere taht kuran Hz Ömer der ki: "Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost görmedim.Bilumum elbiseleri giydim, gördüm İffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim.Bütün malları gördüm, kanaatten daha iyi mal görmedim.Bütün iyilikleri gördüm, nasihatten daha iyisini görmedim.Nice yemekler tattım, sabırdan lezzetlisini görmedim."

~Sabır Selamettir-Birlik Berekettir~

"Halinizden şikâyette bulunmayın.Sabredin, feryad etmeyin. Doğruluk üzere devâm edin.İsteyin, istemekte bıkkınlık göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hâllerden dolayı ümitsizliğe düşmeyin. Dâimâ ümitli olun. Birbirinize düşman değil , kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin.Allah’a, rızâsı için yapılan sabırlar ve tahammüller, aslâ karşılıksız kalmaz. Onun için bir ân olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükâfâtını görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhûr olan, bu lakabı, bir ânlık cesâreti netîcesinde kazanmıştır. Allah Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle berâberdir." buyuruyor (Bakara sûresi: 2:153) ABDULKADİR GEYLANİ..(k.s.)

~Her Zorluğun Sonunda Bir Kolaylık Var ~

Yüce Yaratıcımız şer gibi görünen nice işlerin içinde pek çok hayır saklamıştır. Yaşanan herhangi bir sorun karşısında acele ile isyan etmeyip, işin sonu beklenirse bu hayırlar açığa çıkar. Asıl şer, sonu kötü biten ve insanı ebedi azaba iten iştir. Doktor, hastasını kurtarmak için ameliyat ederken ona eziyet verebilir. Ancak hasta şifaya kavuştuğu zaman sevinir, şükreder. Bu misalde olduğu gibi, sonu rahmete çıkan bir şeye kötü denmez. Dünya hayatında insanın başına şu dört durumdan herhangi birisi gelebilir: Nimet, mihnet, musibet, masiyet. Başına ne gelirse gelsin, her olayın sonunu hayra ve iyiliğe çevirmek insanın elindedir. Şöyle ki, nimete ulaşınca şükretmelidir. Mihnet ve sıkıntıya düşünce sabretmelidir. Masiyeti yani günahı tövbe ve istiğfar ile temizlemelidir. Bunları yapan kul, her durumda Allah’a yaklaşmış ve başına gelen her şeyden hayırlı bir sonuç almış olur. Aksi halde, acı tatlı her şey zarar ve musibete dönüşür.  Aslında sıhhat gibi, hastalık da kulun...

~ALLAH(CC) ZALİMLERDEN İNTİKAM ALIR~

Zulmün ne olduğunu, Kur’ân’da kimlere “zalim” denildiğini bilmeden, zulme karşı tavır almak ve zulme karşı durmak asla mümkün değildir. O halde, öncelikle “zulüm” nedir ve “zalim” kimdir, sorularının ce vabını aramak gerekir. Arapça’da zulüm; kelime anlamı itibariyle, "bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" manasına gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de “zulüm”; cehalet, şirk, fısk anlamında ve yine ‘nûr’un zıddı olarak kullanılmıştır. Peki, zâlim kimdir? Zâlim, öncelikle birilerinin hakkını zorla elinden alıp haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimsedir.  Öncelikle; ALLAH’ın âyetlerini yalanlayanlar, ALLAH’a iftira atıp ALLAH adına yalan söyleyenler zâlimlerdir (Yunus 17; Hûd 18; Saf 7). Şirk en büyük zulümdür; ALLAH’a şirk koşanlar ise en büyük zâlimlerdir (Lokman 13). ALLAH’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışanlar da zalimlerdir (Bakara 114). Zulüm kavramının bu anlamlarından yola çıkarak söylersek: Her...