Ana içeriğe atla

Kayıtlar

~ Özümüz Sözümüz Bir ~

"Senin doğru söylediğine inanan bir adama yalan söylemen en büyük hainliktir"( Süfyan radıyallahu anh Ebû Dâvud ) Müminin kalbiyle dili aynı şeyi söylemeli, birinin beyan ettiğini diğeri inkâr etmemelidir. Allah’ı tasdik eden bir kalbe, kelime-i şahadeti söyleyen bir dile yalan yakışmaz. Kalp ve dil bütün azalarımızın öncüleri hükmündedir. Çok kullandığımız “Özü sözü bir olmak” tabiri aslında doğruluğun tarifidir. İmam Kuşeyrî rh.a ilk dönem sufilerinin hayatını anlattığı ve tasavvufî kavramları açıkladığı Risâle isimli eserinde, Arapça doğruluk anlamına gelen “sıdk” kelimesini “özün söze, için dışa” uyması olarak tanımlar. Bu anlamdaki doğruluğun zıttı da yalancılıktır, ikiyüzlülüktür. ~Mümin yalan söylemez~ Bir gün sahabe efendilerimiz Rasulullah s.a.v’e, – Mümin korkak olabilir mi, diye sordular. Efendimiz s.a.v., – Evet, olabilir, diye cevap verdi. – Mümin cimri olabilir mi, diye sordular. Efendimiz s.a.v., – Evet, olabilir, diye cevap verdi. – Mümin yalancı olabil...

Sefer bizim zafer Allah'ındır...

"Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır..."  Hz. Mevlana Celaleddin Rumi(ks) Hamd Olsun...                                          

Yükselişe Altı Gün Kala.... #EVET Tarafım, Tarafımı Seveyim...

" Ümitvar olunuz , şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslamiyet'in olacaktır."  İmam-ı Şafii’ye sormuşlar; “Fitne zamanında Hakkı tutanları nasıl anlarız?”  İmam Şafii demiş ki; "Düşmanın oklarını takip ediniz, o sizi  hak ehline götürür."    

Cumaya Erdiren Rabbimize Hamd Olsun...

  Hayırlı Cumalar... 

Buyurmaz mısınız O Enfes Sofraya...

"Bu zamanın imtihanı, haramların şirin hale gelmesidir." "Baştaki göz görmeyince insan alemleri gördüğünden ibaret sanıyor. Bu bir hatadır. Allah'ın sure ve ayetleri ilk indiği günkü sıcaklık ve tazeliktedir. Ortada enfes bir sofra var. Yetişen alıyor.Almak için, bu işleri bilen birinin peşine takılmak gerekiyor.Tasavvuf bir terbiye okulu ve cemiyetidir.Terbiye olan sofraya buyur ediliyor...."

Üç Aylara Girerken - Kürşat Salih YAMAN

İslâm dünyasının her şeye rağmen manevi lezzeti kana kana yudumladığı zaman dilimleri vardır ki, bunların en başında Üç Aylar gelir. İçerisine kutlu kandil gecelerinin serpiştirildiği mübarek Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Ve hamd olsun, güzeller güzeli o üç ay yine, bir kez daha doğmak üzeredir.   Sevgili Peygamberimiz s.a.v.'in mübarek dualarıyla şereflenmiş olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları, İslâm ümmetinin bir nebze olsun kendini bulduğu, manevi inşanın daha bir ivme kazandığı mümtaz vakitlerdir. Zira bu aylarda coşan ilâhi rahmet ve feyz deryası, müminlerin gönüllerini huzur ve sükûna gark eder. Yediden yetmişe bütün müslümanları kuşatan, kucaklayan ruhanî hava bütün toplumu arındırır, adeta bütün sene boyunca biriken kiri üzerinden silkeler, temizler.  Ayrıca bu aylarda yapılan ibadet ve taat apayrı bir lezzet verir ruh dünyamıza. Şerefelerden yankılanan ezanlardan evimizde pişen yemeğe kadar, her şey daha bir farklıdır sanki.  Efendimiz s.a.v.'in ...

Küçük Günah Hep Küçük mü Kalır ?

Tövbe de sebat etmedikçe ve günahları terk etmedikçe ilâhi yardımı ummak doğru olmaz. Allah’ın rahmet, bereket ve inayeti sonsuzdur ama hesabı ve azabı da şiddetlidir. Kâmil bir tevbe için büyük günahları terketmek lazım geldiği gibi, küçük günahları da terk etmelidir ve günahların hem zahirde hem de bâtında terki gerekir. Hırs, haset, kötü zan, Ümmet-i Muhammed’e karşı kin ve nefret gibi içten işlenen günahları, dıştan işlenen günahlar gibi terk etmedikçe insan günahtan kurtulmuş olamaz. Allah Tealâ: “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi üstün, seçkin bir yere koyarız.” (Nisa, 31) buyuruyor. İbn Hacer Heytemî k.s. Hazretleri, “Büyük Günahlar” isimli iki ciltlik eserinde dört yüz küsur günah-ı kebairi bildirmiş, hükümlerini arzetmiştir. Küçük günahlar da küçük diyerek fütursuzca işlenirse, büyük günahların vebali içine düşülür. Rasululah s.a.v. Efendimiz, ashabıyla (Allah onlardan razı olsun) bir vadiye geldi. Ashabına o...