Ana içeriğe atla

Kayıtlar

~İyiye Doğru~

Emri bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker, yani iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, mücella dinimiz İslâm’ın temel esaslarındandır. Fert yahut toplum olarak iyiliği yaymak, kötülükleri de ortadan kaldırmak müslümanların en belirgin özelliklerinden biri dir. Cenab-ı Mevlâ müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyl e buyuruyor: “Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte, bunlar salih insanlardandır.”  (Âl-i İmran, 114) Ferdin ve toplumun huzuru için insanların H ak ve hakikatle irtibatının sağlanması ve korunması, ihmal edilemeyecek kadar önemli bir vazifedir. Bu konuda hiç kimse ‘bana ne’ diyemez, dememelidir. Her müslüman sorumluluk şuuruyla gücü nisbetinde bu ilahî görevi yerine getirmelidir. Hiç kimse için bir şey yapamıyorsa dahi evlad ü iyali için çaba göstermeli, sözleri kifayetsizse dahi hal hareketiyle, ahlâk güzelliği ile örnek olmalı, özendirmelidir. İyilik ve kötülük (İslâmî tabirle maruf ve münk...

~İnsan Dilinin Altında Gizlidir~

Tatlı dili olanların dostları her gün biraz daha artar.Söylenmediği müddetçe söze sen hakimsin.Bir kere söylendi mi, o sana hakim olur.Sonradan pişman olmaktansa ağzından çıkan sözlere dikkat et.İnce sözler  keskin kılıca benzer.Kalkanın yoksa geri dur.Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir.Ok gittiği yerden geri dönmez Seli baştan bağlamak gerek.Ebedî olarak zulmün kapısını kapayan, adaletiyle gönüllere taht kuran Hz Ömer der ki: "Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost görmedim.Bilumum elbiseleri giydim, gördüm İffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim.Bütün malları gördüm, kanaatten daha iyi mal görmedim.Bütün iyilikleri gördüm, nasihatten daha iyisini görmedim.Nice yemekler tattım, sabırdan lezzetlisini görmedim."

~Sabır Selamettir-Birlik Berekettir~

"Halinizden şikâyette bulunmayın.Sabredin, feryad etmeyin. Doğruluk üzere devâm edin.İsteyin, istemekte bıkkınlık göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hâllerden dolayı ümitsizliğe düşmeyin. Dâimâ ümitli olun. Birbirinize düşman değil , kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin.Allah’a, rızâsı için yapılan sabırlar ve tahammüller, aslâ karşılıksız kalmaz. Onun için bir ân olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükâfâtını görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhûr olan, bu lakabı, bir ânlık cesâreti netîcesinde kazanmıştır. Allah Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle berâberdir." buyuruyor (Bakara sûresi: 2:153) ABDULKADİR GEYLANİ..(k.s.)

~Her Zorluğun Sonunda Bir Kolaylık Var ~

Yüce Yaratıcımız şer gibi görünen nice işlerin içinde pek çok hayır saklamıştır. Yaşanan herhangi bir sorun karşısında acele ile isyan etmeyip, işin sonu beklenirse bu hayırlar açığa çıkar. Asıl şer, sonu kötü biten ve insanı ebedi azaba iten iştir. Doktor, hastasını kurtarmak için ameliyat ederken ona eziyet verebilir. Ancak hasta şifaya kavuştuğu zaman sevinir, şükreder. Bu misalde olduğu gibi, sonu rahmete çıkan bir şeye kötü denmez. Dünya hayatında insanın başına şu dört durumdan herhangi birisi gelebilir: Nimet, mihnet, musibet, masiyet. Başına ne gelirse gelsin, her olayın sonunu hayra ve iyiliğe çevirmek insanın elindedir. Şöyle ki, nimete ulaşınca şükretmelidir. Mihnet ve sıkıntıya düşünce sabretmelidir. Masiyeti yani günahı tövbe ve istiğfar ile temizlemelidir. Bunları yapan kul, her durumda Allah’a yaklaşmış ve başına gelen her şeyden hayırlı bir sonuç almış olur. Aksi halde, acı tatlı her şey zarar ve musibete dönüşür.  Aslında sıhhat gibi, hastalık da kulun...

~ALLAH(CC) ZALİMLERDEN İNTİKAM ALIR~

Zulmün ne olduğunu, Kur’ân’da kimlere “zalim” denildiğini bilmeden, zulme karşı tavır almak ve zulme karşı durmak asla mümkün değildir. O halde, öncelikle “zulüm” nedir ve “zalim” kimdir, sorularının ce vabını aramak gerekir. Arapça’da zulüm; kelime anlamı itibariyle, "bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" manasına gelir. Kur'ân-ı Kerîm'de “zulüm”; cehalet, şirk, fısk anlamında ve yine ‘nûr’un zıddı olarak kullanılmıştır. Peki, zâlim kimdir? Zâlim, öncelikle birilerinin hakkını zorla elinden alıp haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimsedir.  Öncelikle; ALLAH’ın âyetlerini yalanlayanlar, ALLAH’a iftira atıp ALLAH adına yalan söyleyenler zâlimlerdir (Yunus 17; Hûd 18; Saf 7). Şirk en büyük zulümdür; ALLAH’a şirk koşanlar ise en büyük zâlimlerdir (Lokman 13). ALLAH’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışanlar da zalimlerdir (Bakara 114). Zulüm kavramının bu anlamlarından yola çıkarak söylersek: Her...
EL-KAHHÂR  "Kudretinin karşısında her şeyi aciz bırakan." "Her şeyi hükmüne itaat ettirebilen bir galibiyet ve hâkimiyet sahibi." "Düşmanlarını kahrederek zelil ve perişan hale getiren." "Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, Kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarılacaklardır." (İbrahim14/, 48) MISIR,SURİYE,DOĞUTÜRKİSTAN,ARAKAN,GAZZE,KERKÜK,MALİ ve ÜMMET İÇİN.............

~Bu Yolda Mağlubiyet Yoktur~

Güzeli, rahatı, konforu, sıhhati, zenginliği ve her şeyin gönlümüzce olmasını şiddetle arzularız; ama ulaşamadığımız bir ukde olarak kalır içimizde nedense… Bir ömür çalışıp çabaladığımız, uğruna nice sıkıntılara katlandığımız, sahip olmak için insanüstü gayretler sarf ettiğimiz şeylerin çoğu, tatlı bir hayal olarak hep kaçar–durur önümüzde… Son nefesimizi verdiğimiz o sıkıntılı anda, sahip olmak istediklerimizin peşinde koşturmuş olmanın yorgunluğu ve bir o kadar da pişmanlığı gelip düğümlenir boğazımıza… Dünya hayatı; arzu ve isteklerimizi, hayal ve beklentilerimizi karşılamaktan uzaktır çünkü. ‘Güzel’ diye bildiğimiz şeyler, nice çirkinlikler barındırmaktadır aslında… Rahatın, zorluklarla; konforun, sıkıntılarla; sıhhatin, bilinmeyen hastalıklarla ve zenginliğin, bela ve musibetlerle dolu olduğuna, şu kısacık ömrümüz defalarca şahitlik etmiştir. Dünya hayatı böyledir ne yazık ki!.. Bu dünyada hiçbir şeyin gönlümüzün arzuladığı şekilde gerçekleşmediği bir gerçektir. O h...