Ana içeriğe atla

Kayıtlar

~Sinemizde ki Başına Buyruk Sultan~

  KALP Kalp,sinemizde ki başına buyruk sultan. Sev dersin sevmez,sevme dersin sever. İncinme dersin aldırmaz, hem cismin,hem canın kervancı başı O…. Onsuz ne beden beden olur, ne can can.ve insan, suretiyle değil siretiyle insan. Akıl onun kapıcısı. Aklımla hareket ediyorum derler ya hani;yalan ah neler çekeriz elinden, kâh kupkuru oluruz ,bi damla yaş çıkmaz kimimizin gözünden. “öyleki taşlar gibi,hatta taşlardan daha katı oldu kalpleriniz. Taştan su çıkar da……”der Yaradan… Kâh dergahın kapısına “ah minel aşk….” Yazar dervişler ; aşksızlar   olamaz babından.     Kâh “Hep kevnü mekan aşık ya Rab bu ne halettir.Ayyuka çıkar feryad güya ki kıyamettir” dedirir esrar dedeye. Kâh Hak bir gönül verdi banaHa demeden hayran olurBir dem gelir şadi olurBir dem gelir giryan olurBir dem döner Cebrail'eRahmet saçar her mahfileBir dem döner İblis'leyinBu halk ile düşman olurDer yunusun ağzından. "Vücutta bir et parçası var ki, o düzelirse vüc...

Üstaddan...

"Dedim;Ağız Tadı, Bal ile Olmaz,Bana  Sultan Gerektir...Dedi Hal iledir Kal ile Olmaz! Seven, Sevdigine;Kurban Gerektir!"     H z. Mevlana (ks)

~Her kahve aynı tadı taşımaz...~

Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir *Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır. *Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir... *Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! *Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... *Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... *Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür... *Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanı...

~Müminin Mihengi Dürüstlük~

İ slâm, insanı insanca yaşatmak için gönderilen ilahi bir dindir. Bu gayeye ulaşmak için birtakım kurallar koymuştur. Bu  kurallar evrenseldir. Her devirde ve her yerde insanların muhtaç oldukları ilkelerden meydana gelmektedir. Bu evrensel ahlâkî prensiplerden biri de sıdk, yani dürüstlük ve güvenilir olmaktır. İslâm ahlâkında doğruluk ve dürüstlük, insan onurunun ve sağlıklı bir toplum yapısının vazgeçilmez şartlarından biri olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla dürüstlük, gerek fert gerekse toplum için zorunlu olan ahlâkî niteliklerin tamamını kendinde toplar. Dürüstlük, müminin en önemli ve en belirgin özelliğidir. Allah’ın varlığına ve birliğine inanan her mümin dürüst olmak zorundadır. Zaten “mümin” kelimesinin içinde bu mana mevcuttur. Dolayısıyla kendisine güvenilmeyen ve dürüst olmayan bir mümin düşünülemez. Zira bu kelimenin bir anlamı da “güven veren”dir. Güvenilmezlik ise münafıkların özelliğidir. Dürüst kişi; doğru ve özü sözü bir olur, olanı oldu...

Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir “İnşallah"

  Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın. Dudağına değince "İnşallah!" sözü; varlığı yoktan varedenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir. Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın. Sesini bürüyünce "İnşallah" kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir. Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın. Kalbini atınca "İnşallah"ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur. Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın. Yüzüne gülünce "İnşallah"ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır. Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir "İnşallah"... "Ben benden ötesine teslimim..." diye/bilenin inşirahıdır "İnşallah". Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir "İnşallah". Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran ins...

...Mutlu Olmaya Reçete...Sabır Şükür Kanaat

  Mutluluk üzerine yazdığı eserleriyle maruf Ernie J. Zelinski isimli batılı yazar bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanıp bir mutluluk reçetesi oluşturmuş. Zelinski’nin mutluluk reçetesinde bakın neler var... * Doyum sağlayacak kadar bir hedef * Geçinebilecek kadar bir iş * Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik * İş ve gündelik hayatı dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl * Birçok insanı beğenecek, sevecek kadar şefkat * Kendine değer verecek kadar özsaygı * Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu * Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret * Sorunları çözecek kadar tahammül ve sabır * İyi bir yarını bekleyecek kadar umut * Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık * Sahip oldukların için şükran duygusu... “Şükrün mikyası/ölçüsü kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizânı ise hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helal demeyip rast geleni yemektir.” (Mektubat, 1991, s.350)

Kim Neyi Arıyorsa,O Kişi Odur...

" ALLAH diyeni ALLAH zayi etmez. O'na teslim olan selamet bulur. ALLAH'a güvenen özel yardım görür, yalnız bırakılmaz..."  Bir insanın boğulduğu su, eni boyu, derinliği ne olursa olsun, onun için bir okyanustur. Hadiselerin de hepsi böyledir. Bir hadisede yaralanan yahut ölen, bir bakıma dünya harbini görmüş olur. Hadiselerin üzerine çıkabilmek ve onları kendimizden ayrı düşünmek, doğru karar verebilmemizde en mühim esastır. Bunun için başkasının derdine derman bulabiliriz amma kendi derdimize derman olamayız. Bu demektir ki, derdi çarşaf gibi başımıza geçirmişiz ki, etrafımızı göremiyoruz... Bir şarkı vardır, Kenarlarda köşelerde Kadehlerde şişelerde Ben kalbimden başka yerde İnan seni bulamadım... Bütün şarkı ve türkülerden gelen feryatlar iman-ı hakikiyi aramak içindir. Amma hata etmişler, Mevlâ diyecek yerde Leyla demişler. Mesela birisi şarkıda haykırıyor, "ararım seni her gün derdime yana yana." Onun aradığı bir eş değil, o ka...