Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yerini bilemeyenlere gelsin :)

Yerini bilenlere de  hayırlı, huzurlu, mutlu sabahlar, günler, ömürler diliyorum....  Dua ve Muhabbetle....  Osmanlıca Çeviri :  Nerden dedim başımın üstünde yerin var diye azıttı iyice ! Ya Sabır ! 

Ahhhh İle Kurtuluşa

Sakın kıyaslama kendini başkalarıyla! .. “Ama ben..” “Ama benim...şu kadar..” Sakın sakın deme! Şeytan da böyle demedi mi? “Ben! ” dedi..”Üstünüm ondan! ” dedi, kıyasladı kendini, gururlandı...Ve koğulmuşlardan oldu! Sen de, eğer böyle dersen; Hidayeti için dua ettiklerin varsa mesela, asla kabul olmaz duaların! ..İstersen gece-gündüz namazda, oruçta, ibadette ol, “Ben! ” dediğin, Başkaları hakkında hüküm verdiğin, kıyas yaptığın, O’nun makamına göz diktiğin müddetçe HİÇsin! Çünkü O, “Ben” diyene değil, “Sen” diyene, rahmet nazarıyla bakıyor.. O, önünde iki büklüm gözyaşlarıyla durana kapılarını açıyor.. Aşağıla nefsini! Bil ki Sen alçaldıkça yükseltirler seni.. Karı-koca ilişkilerinde olsun, tüm diğer beşeri ilişkilerde olsun, sakın kibirlenme! ..Gururlanma! .. Kendini üstün görme kimseden! .. Bil ki şeytan sana bu yolla yanaşır ve mağlub eder seni.. Perde olur, O’nunla arandaki rabıtaya.. Vuslatına eremezsin! Daim gurbetlerde kalırsın.. Sakın deme; “Ama benim şu kadar ibadetim v...

Osmanlıcamı Öğrenmeye Vesile Olduğu İçin Hayrat Vakfına Teşekkürlerimle...

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki;  erdemli olabilmenin ve onurlu kalabilmenin ödülü yok,  bedeli var....

"İyilerle dost ol, kötülerden emin olursun." Hz. Ömer (r.a.)

Hz. Ömer r.a. şöyle der: “Bu ümmet için en çok korktuğum şey, dili ile âlim fakat kalbi ile cahil (gafil) olan kimselerdir.”

Terbiye İçin Açık Adres :)

Yahya b. Muaz k.s. şöyle diyor:  “Her kim nefsini terbiye ederek yüce Allah’a yaklaşırsa, Hak Tealâ onu nefsinin şerrinden ve diğer kötülüklerden muhafaza eder. Bu hale ulaşmak ise ancak nefsinin isteklerini bertaraf etmekle, nefsin hoşuna gitmeyen (ibadet ve taat vb.) şeyleri ona yaptırmakla mümkündür. Zira nefs Hakk’ı sevmez ve onunla ülfet etmez.” Semerkand Dergisi / Hal Dili

Hayra Vakfedilmiş Bir Ümmet

Ümmet-i Muhammed hayra adanmış, iyilik için ortaya çıkarılmış bir ümmettir. Müslümanların olduğu yerde hayır vardır, iyilik vardır, güzel ahlâk vardır, yardımlaşma ve emniyet vardır. Nitekim Cenâb-ı Mevlâ şöyle buyuruyor: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.”     Bu hayırlı ümmet, emir bi’l-ma’rûf ve nehiy ani’l-münker yani iyiliği emredip kötülüğü engellemek ile mükelleftirler. Bu vesileyle her bir mümin iyilik için mücadele eder, bu uğurda gayret sarf eder. Fahr-i Kâinat Efendimiz  (sallallâhü aleyhi ve sellem)  şöyle buyuruyor: “Şüphe yok ki din; Allah için, Allah’ın kitabı için, Peygamber’i için, Müslümanların önderleri için ve bütün Müslümanlar için nasihattir (samimi olarak hayır yapmaktan ibarettir.)”   Mücellâ kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de,  “İnsanlardan öylesi vardır ki Allah’ın rızasını kazanma uğrunda kendilerini ve mallarını feda ederler.”   ...

Amin...

RECEB AYI Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali: (Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram  [hürmet edilen]  aylardır.)  [Tevbe 36] Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve  "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi.