Ana içeriğe atla

Kayıtlar

1 Muharrem 1439 / Yeni Yılımız Mübarek Olsun

Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Kameri yıl başı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir.   Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.   * Hicrî (İslâmî) ayların birincisi, Muharrem ayıdır.   * Yeni yıla oruçla başlamak için, birinci günü oruç tutmak tavsiye edilmiştir.   * Ramazan'dan sonra en fazîletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur. Gerek Yahudilere benzememek, gerekse o...

Cahil Cüretkarlığı (Haşa Allah Korkusuzluğu )

Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır, geçtiğimiz on yıllar içinde konuşmalarımızda “Allah korkusu” ifadesi hayli azaldı. Daha önceleri çocuk terbiyesinden mahalledeki bir hadiseye, çarşı pazardan nahoş bir durum karşısındaki tepkiye kadar bu ifade sıkça dile geliyordu, artık böyle değil. Dilden bir ifadenin eksilmesi ya da kullanımın azalması, hiç şüphesiz o ifadenin manasının hayattan eksilmesiyle ilgili. Buradan hareketle Allah korkusu hususunda bir duyarsızlaşma süreci yaşadığımızı söylemek mümkün. Başta hakim kültürün etkisiyle yaşanan dünyevîleşmenin, sonra dine halkı ısındırmak, belli çevrelerin de tepkisinden sakınma maksatlı “rahmet odaklı” İslâm anlatımının bu süreçte büyük etkisi var. Müslümanı kendi diniyle kavgaya tutuşturmak için her imkan ve fırsatı kullanan “din eleştirmenleri”nin payını da küçümsememek lazım. Diğer taraftan kendilerine “tasavvufî” etiket vuran kimi mahfiller, fütursuzca müminin hafv ve haşyet duygularına saldırarak yerine muhayyel ve meçhul bir ...

"BAŞÖRTÜLÜ KADINLARA SİGARAYI YAKIŞTIRAMAM"

Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman, bugün köşesinde başörtülü kadınların sigara  içmesiyle ilgili bir yazı yazdı. "BAŞÖRTÜLÜ KADINLARA SİGARAYI YAKIŞTIRAMAM" İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın yazısında konuyla ilgili kısım şu şekilde;  "Sigara içmeyi hiçbir kimseye yakıştıramam ve caiz görmem; ama bunların başında başörtülü Müslüman hanımlar geliyor. "BAŞIMI ÖRTTÜĞÜME KAPILMAYIN DAHA ÇOK ŞEYİMİ PAYLAŞABİLİRİM" Ben başını örten ama göstere göstere sigara içen bir bayan gördüğümde şöyle bir intibaa kapılıyorum: Sanki farklı olanlara şunu diyor:  “Siz benim başımı örttüğüme bakmayın, benden ümidinizi kesmeyin, sizinle paylaşacağım daha çok şeyim var.” SİGARA İÇEN KADIN EDEPSİZDİR Sigara içmek, sağlığa verdiği kesin zarar sebebiyle hiçbir kimse için caiz değildir, örtünen kadınlar için ise haram işlemenin yanında edebe aykırı davranış da vardır. Bizim geleneğimizde kadın sigara içmez, erkeklerin de küçükleri büyüklerinin y...

Amin.... Zannı Hakikat Görmek...

Fıkrayı duymuşsunuzdur: Aralarında anlaşmazlık çıkan iki komşudan biri Nasreddin Hoca merhuma gelir, kendi görüşünü anlatır. Hoca, “Haklısın!” der adama. Bir müddet sonra öbürü uğrar Hoca’ya. O da komşusuyla ihtilafa düştükleri meseleyi kendince anlatır. Nasreddin Hoca onu da, “Haklısın!” diyerek gönderir. Yan odada bütün bu konuşmalara kulak misafiri olan Hoca’nın hanımı dayanamaz: “Efendi, ikisini de dinledin, ikisine de haklısın dedin. Bunların biri haklıysa ötekinin haksız olması gerekmez mi?” diye itiraz eder. Hoca bir müddet düşündükten sonra “Vallahi hatun, sen de haklısın!” deyiverir. Nasreddin Hoca’nın fıkraları öyle gülüp geçilecek lâtifeler değildir. Hikmet yüklü nükteleri vardır. Nitekim bu fıkra, farklı bakış açılarının aynı mesele ile ilgili farklı görüşlere yol açacağını anlatıyor. Her birine kendi açısından bakıldığında, birbiriyle çelişse bile bütün görüş veya değerlendirmelerde izafî bir haklılık payı bulunabileceğini gösteriyor. Fakat öte yandan, bu kişilere gör...

15 TEMMUZ DESTANI HEM DE NE DESTAN.....

"Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek..." Mehmet Akif ERSOY  

ALLAH TEALA' nın NAZIM İSMİ

Birey olarak bu isim ile amel edebilmek için elbiselerimizi çıkartınca katlayarak bırakmak lazımdır. Allah Teala'nın "Nazım" ismi "her şeye nizam ve intizam veren" manasındadır. Allah Teala derli-toplu olmamızı ister. Şehirlerin "Nazım" planı da bu cihettendir. Katlayarak bırakılan elbisenin içine şeytanlar giremez. Bu konuyu bir  hadis-i şerif  ile açıklayalım; “Elbiselerinizi çıkardığınızda onları güzelce katlayın. Çünkü, şeytan katlanmış olarak bulduğu bir elbiseyi giyemez, ancak katlanmamış dağınık halde bulduğu bir elbiseyi giyer.” Allah Teala "nazım" ismi ile amel etmeyi hepimize nasib etsin.

Hayırlı Cumalar

"Ey aziz! Bilmiş olasın ki, Allah dostları şöyle demişlerdir: Dünya dostları ateş gibidir azı yararlı, çoğu zararlıdır. Cahillerle sohbet cana korkunç işkencedir. Ahmak dost, yılan ve sırtlandan farksızdır.İnsanlarla fazla içli-dışlı olmak iflas alametidir ve vesveseleri tahrik eder.İnsanlara minnet etmeyip Mevla’dan isteyen zengin olur, ve Mevla’nın dostluğunu bulur. Dostun düşmanına gitme ona gitmekle dostunu incitme. İnsanlara yakınlığın ateşe yakınlık gibi olsun ne çok yaklaş ne çok uzaklaş. Sev seni seveni, Sorma seni sormayanı..." Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.  Marifetname