21 Nisan 2017 Cuma

~ Özümüz Sözümüz Bir ~

"Senin doğru söylediğine inanan bir adama yalan söylemen en büyük hainliktir"(Süfyan radıyallahu anh Ebû Dâvud)
Müminin kalbiyle dili aynı şeyi söylemeli, birinin beyan ettiğini diğeri inkâr etmemelidir. Allah’ı tasdik eden bir kalbe, kelime-i şahadeti söyleyen bir dile yalan yakışmaz. Kalp ve dil bütün azalarımızın öncüleri hükmündedir.
Çok kullandığımız “Özü sözü bir olmak” tabiri aslında doğruluğun tarifidir. İmam Kuşeyrî rh.a ilk dönem sufilerinin hayatını anlattığı ve tasavvufî kavramları açıkladığı Risâle isimli eserinde, Arapça doğruluk anlamına gelen “sıdk” kelimesini “özün söze, için dışa” uyması olarak tanımlar. Bu anlamdaki doğruluğun zıttı da yalancılıktır, ikiyüzlülüktür.

~Mümin yalan söylemez~
Bir gün sahabe efendilerimiz Rasulullah s.a.v’e,
– Mümin korkak olabilir mi, diye sordular. Efendimiz s.a.v.,
– Evet, olabilir, diye cevap verdi.
– Mümin cimri olabilir mi, diye sordular. Efendimiz s.a.v.,
– Evet, olabilir, diye cevap verdi.
– Mümin yalancı olabilir mi, diye sordular. Efendimiz s.a.v. bu sefer,
– Hayır, mümin yalancı olamaz, buyurdu. (Muvatta)
Peygamberimiz s.a.v. başka bir hadis-i şerifinde mümine yakıştırmadığı yalancılığın münafıklığın üç alametinden biri olduğunu söylemiştir. (Buharî) Müminin kalbiyle dili aynı şeyi söylemeli, birinin beyan ettiğini diğeri inkâr etmemelidir. Allah’ı tasdik eden bir kalbe, kelime-i şahadeti söyleyen bir dile yalan yakışmaz. Kalp ve dil bütün azalarımızın öncüleri hükmündedir. Efendimiz s.a.v. buyuruyor:
“Vücutta bir et parçası vardır. O iyi olursa bütün vücut iyi olur, o bozulursa bütün vücut bozulur. İşte o kalptir.” (Buharî)
“Âdemoğlu sabahlayınca, bütün azaları erkenden kalkarak kendi hallerince dile şöyle derler: Allah’tan senin için doğruluk dileriz. Çünkü sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğrilip saparsan biz de eğrilir saparız.” (Süyutî)
~Söz çeşitleri~
Çoğu insan mecbur kaldığı için yalan söylediğini düşünür. Halbuki İbn Sirin rh.a. şöyle demiştir:
“Söz çeşitleri, ahlâkı sağlam bir insanın yalana düşmeyeceği kadar geniştir.”   
Yalan söylememeye kesinlikle azmettikten sonra içinde bulunduğumuz zor durumlardan kurtulmak için çare aradığımızda bazı çözümler bulabiliriz. İbrahim Nehaî rh.a hizmetçisine şöyle derdi:
“Görmek istemediğim biri gelirse, evde olmadığımı söyleme. Beni camide aramalarını söyle.”
Rasulullah s.a.v. ve Hz. Ebu Bekir r.a. hicret ederken Hz. Ebu Bekir’i tanıyan ama Efendimiz’i tanımayan birilerine rastladılar. Bu adamlar Hz. Ebu Bekir’e,
– Yanındaki kim, diye sordular. Hz. Ebu Bekir r.a.,
– Benim kılavuzumdur, dedi.
Eğer Peygamberimiz olduğunu söyleseydi kötülük yapacaklardı. “Kılavuzumdur” diyerek de yalan söylememiş oldu. Çünkü kılavuzların en büyükleri peygamberlerdir. İnsanlara hak yolu gösterenler onlardır.
Bunlarla birlikte hiçbir kurtuluş yolunun kalmadığı yerde de doğruyu söylemek gerekir. Bir gün Feth-i Mevsılî rh.a.’e;
– Doğruluk nedir, diye sormuşlar. Bu büyük Allah dostu da kızgın bir demiri avucunun içine alıp;
– Doğruluk budur, diye cevap vermiştir.
Böylece mümin için yalanın ateşten daha tehlikeli olduğunu anlatmak istemişir.

~ Kara yalanlar ~ 
Çok sık söylediğimiz yalanlar vardır. Bunlara kendimizi rahatlatmak için “beyaz yalan” deriz. Ticaret için, çocukları kandırmak için, şaka olsun diye söylediğimiz yalanlar bunlar arasındadır. Biz ne kadar beyaz desek de dinimiz her türlü yalanın kara olduğunu haber verir.
İmam Kuşeyrî rh.a. yalancıların adetlerinden birinin çok sık yemin etmek olduğunu söylemiştir. Hz. Ali r.a. da mal satmak için yemin eden tüccarları şöyle uyarmıştır:
“Yemin malı sattırır ama bereketi giderir.”
Kazandığımız paranın dünyamıza ve ahiretimize ne kadar faydalı olacağı, helale sadakatimiz nisbetindedir. Görünüşte kazancımızı arttırmak için insanları kandırdığımızda aslında şeytan bizi kandırmış olur.
Çocukları kandırmak da yalandır. Bir gün sahabi annelerimizden biri çocuğunu çağırırken “Gel bak sana ne vereceğim..” dediğinde Peygamberimiz s.a.v. o sahabi annemize çocuğa ne vereceğini sormuş, sahabe annemiz de hurma vereceğini söyleyince Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:
– Dikkat et! Eğer ona bir şey vermezsen üzerine bir yalan günahı yazılacak.

~ Üç yerde izin var ~
Yalan müslümanın asla ayak basmayacağı kirli bir zemindir. Her ne şartta olursa olsun mümin yalan söylemez. Fakat üç yerde yalan söylenmesine izin verilmiştir.
• Birincisi, savaşta düşmanın zararlarından korunmak için söylenen yalandır.
• İkincisi iki müslümanı barıştırmak için söylenen yalandır.
• Üçüncüsü bir kişinin hanımıyla arasını düzeltmek için söylediği yalandır. (Buharî)
Bu üç yerde yalana izin verilmesi dinimizin Allah yolunda savaşmaya, müslümanların kardeşliğine ve aile saadetine verdiği önemi göstermektedir. Peygamberimiz s.a.v. bu üç yer dışında yalan söylemeyi pervanenin ateşe atılmasına benzetmiştir. (Tirmizî)
İki dünya saadetine ancak kalbimizi ve dilimizi koruyarak ulaşabiliriz. Kalbimizi ve dilimizi korumaya ise bu ikisini birleştiren, uyumlu hale getiren doğrulukla başlamalıyız. 

Mükerrem METE / Semerkand Dergisi

Hiç yorum yok: