3 Mart 2017 Cuma

İyi Olup Fena Sayılmak

Günahlar içinde yolunu kaybetmiş olan bir kimseye Allah’ın yardımı yetişti, tövbe nasip oldu. O da dervişlere karıştı. O sohbetin etkisiyle ne kadar kötülükleri varsa iyiliğe döndü, nefsinin bütün arzularından vazgeçti. Fakat halkın dilinden bir türlü kurtulamadı. Onun doğru yola girip nefsini ıslah ettiğine bir türlü inanmıyorlar, hâlâ günahlar içinde bulunduğuna ve şimdiki iyi halinin bir gösterişten ibaret olduğuna inanıyorlardı.
Tövbeyle Allah’ın kahrından kurtulursun, fakat halkın dilinden asla kurtulmaya çare yoktur.
Halkın böyle dil uzatmasına tahammül edemedi ve durumu şeyhine söyledi. Şeyhi ağlayarak dedi ki: “Halkın senin hakkındaki düşüncelerinden daha iyi bir halde olduğun için ne kadar şükretsen azdır. Seni öldürmeye kalksalar ya da kötülüğünü dileseler de kötülük düşünenler beni kötülüyor, diye asla şikâyet etmeyesin. İyi olup fena sayılmak kötü olup da iyi görünmekten iyidir. Ama, gel, bir de beni gör. Herkesin, hakkımdaki düşüncesi son derece iyi olduğu halde ben o güzel düşüncelere lâyık bir halde değilim. Dediklerimi kendim yapmış olsaydım şimdi iyi halli bir zâhid olurdum. Gizli ve açık hallerimi Allah biliyorken dostlarımı ve komşularımı aldatmaya çalıştım. Komşular kusurlarımı bilmesin diyerek kendimi az çok sakladımsa da bu hareketin gizli ve açık her şeyi bilen Allah’a karşı faydası yoktur.” (*)
* Sa‘di Şîrâzî, Gülistan, 84-85.

Hiç yorum yok: