5 Aralık 2014 Cuma

Haydi, gelin iman edelim..!

Haydi, gelin iman edelim! 
Bir kişinin diğerine vereceği bir mal olmaksızın Allah için sevmesi imandandır. Hatta imanın ta kendisidir.” 
Cennete girmeyi kim istemez? Hayallerin güç yetiremediği ebedi nimetlere, ebedi huzura, mutluluğa ermeyi. Orada bütün ehli cennet kardeş. Kalplerden kin duyguları temizlenmiş, alemlerin sahibinin sevgisi, muhabbetiyle dolmuş. Aynı sevgiliyi sevmenin, aynı sevgili tarafından sevilmenin sevinciyle sarmaş dolaş olmuş. Hayali zor güzellikteki mekânlarda, hayali zor güzellikler içinde karşı karşıya oturmuş, ruhları muhabbetle adeta iç içe geçmiş, Allah’ı seven, Allah tarafından sevilen kullar.
O kullardan olmayı elbette hepimiz istiyoruz. Dünya cennet değil, ama oradaki nimetlerin en büyüklerinden biri olan sevgiye ulaşmak için cennete girmeyi beklememiz gerekmiyor. 
Evet, Kevser havuzunda ebedi arınıştan önce, birbirimizin hatalarının, kusurlarının peşine düşmeden, dua ederek, yardım ederek birbirimizin temizlenmesine yardımcı olabiliriz. Allah’ın lütfundan ümitvar olup, kendimizi cennetlik kabul etsek ve dünyadayken cennetlikler gibi birbirimizi muhabbetle sarsak, şu hayatı cennet gibi yaşamış olmaz mıyız? Ve en önemlisi, Allah ve Rasulü’nü hoşnut etmiş olmaz mıyız? 
Allahu Tealâ “rahmetinden ümit kesmememizi” emredip, müminleri kardeş ilan ediyor. Kardeşler birbirlerini sever, merhamet ederler. Kusurlarını, ayıplarını görmezler. Allah’ın lütfuyla birlikte yaşayacakları cennet gibi, iyi ve kötü yönleriyle dünyayı da birlikte yaşarlar. 
Adı-sanı, meşrebi ne olursa olsun, kim olursa olsun, Allah diyen, Allah ve Rasülü’nü seven mümindir. Müminler de birbirlerini severler. 
Rasulullah A.S. Efendimiz hadislerinde müslümanların Allah için birbirlerini sevmelerinin üzerinde ısrarla duruyor. Aşağıdaki hadislerde Peygamber Efendimiz A.S.’ın bu konuya verdiği önemi görebiliriz: 
“Kim imanın tadını bulmak isterse sevdiğini ancak Allah için sevsin” 
(Hakim) 
“Bir kişinin diğerine vereceği bir mal olmaksızın Allah için sevmesi imandandır. Hatta imanın ta kendisidir.”
(Tebaranî) 

“Şüphe yok ki Allahu Tealâ kıyamet günü öyle seslenecektir: Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Benim gölgemden baka hiç bir gölgenin bulunmadığı bugün onları ben gölgelendireceğim.”
(Müslim) 

“İki kul birbirlerini Allah için severse, onların Allah’a en sevimlisi arkadan daha çok sevendir.”
(Hakim) 

“Allah Tealâ buyurdu ki: Benim için birbirlerini sevenlere sevgim hak oldu. Benim için birbirlerine samimi olanlara sevgim hak oldu. Benim için birbirlerine mallarını verenlere sevgim hak oldu. Onlar kyamet gününde nur saçan yüksek mekânlarda oturacaklar ve onları peygamberler, şehitler ve sıddîkler dahi kıskanacaklardır.”
(Hakim) 

Ebu Hureyre R.A. anlatıyor: Efendimiz A.S. şöyle buyurdu: 
“Şüphesiz ki Allah’ın kullar içinde öyleleri vardır ki, peygamber değildirler ancak peygamberler ve şehitler onları kıskanır.” 
Sahabe-i Kiram: “Ya Rasulallah onlar kimlerdir? Umulur ki biz de onları sevenlerden oluruz.” dediler. 
Efendimiz cevaben buyurdular: 
“Onlar dünyada iken herhangi bir akrabalık veya nesep bağı olmaksızın Allah yolunda birbirlerini seven kimselerdir. Onların yüzleri nurdan, oturdukları yüksek yerler nurdandır. Onlar, insanların korktukları zamanlarda korkmayacaklar, insanların üzüldükleri zamanlarda üzülmeyeceklerdir.” 
(Tebaranî) 
Ebu’d-Derda R.A.’dan bir başka rivayette ise Sahabe-i Kiramdan biri, “Onları bize anlat ki tanıyalım” dedi.
Efendimiz s.a.v. buyurdu:
“Onlar değişik kabilelerden, değişik yurtlardan oldukları halde Allah’ı anmak, konuşmak, zikretmek üzere toplanan, birbirlerini Allah için seven kimselerdir.”
(Tebaranî) 

Muaz b. Enes R.A., bir gün Efendimiz A.S.’a imanın en üstününü sormuştu. Efendimiz de cevaben:
“Allah için sevmen, Allah için buğzetmen (kızman), ve dilini Allah’ı anmakta çalıştırmandır.”
buyurmuştu.
Muaz, “Ya Resulallah bu ne ile olur?” diye sorunca, Efendimiz de:
“Kendin için istediğin iyiliği insanlar için de istemen, kendin için çirkin gördüğünü onlar için de çirkin görmendir.”
şeklinde cevap vermişti.
(Ahmed b. Hanbel) 

“Kul Allah için sevip, Allah için buğzettiğinde veli (Allah dostu) olmayı hak etmiştir.”
(Tebaranî) 

Açıkca anlaşılıyor ki, Peygamber A.S. Efendimiz “Allah için inananları sevmeye” davet ediyor. 
Her türlü nefsi hesaplamaların terk edildiği böylesi bir sevgi birliği vücuda getirmek, dünyada da ahirette de müslümanlara ancak huzur getirir. 
Abdullah ibn-i Mesud R.A. arkadaşlarıyla sohbet etmek istediğinde
 “Haydi gelin bir saat iman edelim” dermiş. 
Haydi, gelin iman edelim! 
Muhammed E. Çaylar 
        
Semerkand Dergisi /Aralık 2001 

Hiç yorum yok: