Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tasavvuf Klasikleri

Muhib ve Mahbub Muhabbette iki farklı makam vardır: Birisi, sevenlerin makamıdır. Bundan daha üstün olan ikincisi ise, Allah tarafından sevilenlerin makamıdır. Bu durum sufîlerin “mürid” yani Allah’ı isteyen ve “murâd” yani Allah tarafından istenen kavramlarıyla ifade edilir. Aynı şekilde, münîb (Hakk’a yönelen) ile müctebâ (Hak tarafından seçilen); talip (Hakk’ı isteyen) ile matlup (Hak tarafından istenen); rağıb (Hakka rağbet eden) ile merğûb (Hak tarafından rağbet edilen); hâfız (ilahî hudutları koruyan) ile mahfûz (Hak tarafından korunan) ifadeleri de bu yola girenlerin farklı durum ve makamlarını anlatmak için kullanılmaktadır. Hiç şüphesiz kendi çabasıyla ilahî yükü taşıyan kimse ile, üzerindeki yükü Allah tarafından taşınan kimse bir değildir. Yine ziyaret eden kimse ile ziyaret edilen kimse; ilahî huzura ulaşmak arzusuyla yanan kimse ile o huzurda bulunan kimse ve sevenle sevilen bir değildir. Sevilen bir kul ile seven bir kulun makam farkını Rasulullah s.a.v.’in mak...

Selametle...

"Gün misafirinizdir. Ona iyi davranın ki,  gidince iyiliğinizden bahsetsin..."  Hasan Basri Hazretleri (ks)  Dualarınızla....

"Renkleri ince ince ne anlatırsın köre..."

"Uğraşma Boşuna, Seni Ancak Gördükleri ve Duydukları Kadar Anlayacaklar.. Gördükleri Ancak Kendi Anladıkları Kadar Olacak..." Hz. Mevlana (ks)
"Hakikaten ölüm musibetlerin en büyüklerindendir. Ölümden nasip ibret almaktır. İbret alıp onu nasihat kabul ederek işlek bir yol olduğunu ondan hiç kimsenin kurtulamayacağını bilen ve o yola evliyanın sevgilerini kazanarak hazırlanan kimseye ne mutlu. Ondan ibret almayana ne yazık." M.Emin Tokadi (ks)

Sözsüz konuşabilmek güzel şey olsa gerektir..

"Aynı dili konuşmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan, yabancılarla kalırsa mahpusa benzer. Nice Hintli, nice Türk vardır ki dildeştirler (aynı dili konuşurlar). Nice iki Türk de vardır ki birbirine yabancı gibidirler. Şu halde "mahremlik (yakınlık) dili" bambaşka bir dildir. Gönül birliği (gönüldaşlık) dil birliğinden daha iyidir. Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız yüz binlerce tercüman zuhur eder." Hz. Mevlana (ks)

Hal demlenmez...

"Soyut bilgiyle  h al demlenmez Aşk ve sevdası olmayan   u mut netice vermez. Canı, canana  f eda etmeyen aşığa  Ümit beslenmez, e dep dilenmez. Sevgi ve muhabbet  çilenin, cefanın, sabrın, a zmin, narın, hayânın  v e ihsanı nefs engelleyemez…"

Tövbesini Bozan Çarpılır mı ?

Bazı insanlara şeytan diyebilir ki:  -“Sakın ha! Bir mürşide filan gideyim deme; sonra oraya gidersin, tövbe edersin; bir de tövbeni tutamaz bozarsan; Allah korusun çarpılırsın!”  Şimdi kardeşler! Çarpılmak nasıl olur?  Çarpılmak, Allah Teala’dan yüz çevirmekse, evet, doğru Allah Teala’dan uzaklaştığı için insan çarpılmış olur. Çünkü dünyevi heveslere yönelmiş, ahiret işlerinden yüzünü çevirmiş, ebedi hayatını kaybetmiş demektir. Bu da çarpılmak demektir. Yok, eğer, bir mürşid-i kamil yanına giderek Allah’a yönelmiş ve günahlarına tövbe etmiş ise; aklı başına gelmiş, nefis sarhoşluğundan kurtulmuş, kalbine-gönlüne Allah sevgisi girmiş demektir. Bunun neresi çarpılmak! İnsan, hiç günahsız olur mu? Melek mi ki insan, hiç günah işlemesin? Tekrar günah işlerse, tekrar tövbe eder, Allah da onu çok sever ve günahlarını bağışlar. İnsan, günah işler ve artık tövbem kabul olmaz diyerek yüzünü Allah’tan çevirirse, Allah Teala’nın rahmetinden ümidini keserse, kendini...