23 Aralık 2016 Cuma

Hayırlı Cumalar

"Ziyaret yer yakınlığı ile değildir...
Birbirini dolaşmak, gönüllerin yakınlığı ile olur."
 Hz. Mevlana (ks) 

14 Kasım 2016 Pazartesi

Kanuni Sultan Süleyman

“Âlemlerin Rabbi günde yüz bin ayıbını örterken, sakın kimsenin ayıbını görüp aşikâr etme.” 

Kanuni Sultan Süleyman


3 Kasım 2016 Perşembe

"Peygamber varisi Mürşid-i Kamil zatlar, Allah Teala ile kulları arasındaki mesafeyi kısaltır. Allah ile kul arasındaki zincirin kopmuş halkalarını tamir eder. Aradaki perdeleri zamanla kaldırarak sofisini Allah'a sevgili kılar."

28 Ekim 2016 Cuma

İmanın Hakikatleri / Semerkand Dergisi


Şeyhlerden biri, “İmanın hakikatleri sınırsız bir tevhid, kesintisiz bir zikir, niteliksiz bir hal ve vakitsiz bir vecd olmak üzere dörttür.” demiştir. “Niteliksiz bir hal” sözünün manası şudur: Sûfinin vasfı, halidir. O, yüksek hallerden kendisinin sıfatı olmayan hiçbir hali vasfetmez (yani yaşamadığı ya da yaşayıp tarif edemediği bir halden bahsetmez). “Vakitsiz vecd”, sûfinin (belli vakitlerde değil) bütün vakitlerde Hakk’ın tecellilerini müşahede etmesi, demektir.
Sûfilerden biri demiştir ki: “İmanı sıhhatli olan kişi, kâinata ve orada bulunan şeylere bakmaz (sadece Hakk’a bakar). Zira himmetin düşük oluşu, Allah Tealâ hakkındaki bilgi ve marifetin az oluşundan ileri gelmektedir.”
Yine tasavvuf ehlinden bir zat, “İmandaki doğruluk, Allah’a tazimde bulunmaktır. Bunun meyvesi de Allah’tan hayâ etmektir.” demiştir. Şöyle de denilmiştir: Mümin; İslâm nuru ile kalbi açılan, gönlünü Rabbine veren, kalbi ile Hakk’ı müşahede eden, içi saf olan, Rabbine sığınan, O’na yakın olunca yanıp tutuşan, O’ndan uzak kalınca feryat eden kişidir.
Cüneyd-i Bağdâdî k.s. der ki: “İman, seni toplayıp Allah’a yönelten ve Allah ile seni toparlayan şeydir. Hak birdir. Mümin tevhid ehli olan kişidir. Bir kimse maddeye tabi olursa arzular onu dağınık hale getirir. Arzularına uyarak dağılan, Allah’tan uzaklaşan, şehveti ve istekleri peşinde koşan bir kimse hakikati elinden kaçırır. Görmüyor musun (O’ndan başka bir şey kalbe gelir ve göze çarpınca) Allah, kullarına iman ahdini ve akdini yenilemeyi nasıl emretmekte ve: ‘Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne, Peygamberi’ne indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz.’ (Nisa, 136), buyurmaktadır.”

19 Ekim 2016 Çarşamba

NAMAZ NEDİR ?


Sevenle sevilenin buluştuğu yer ve saattir.

Allah Teala kulunu sevmezse namazı nasib etmez.
Namazı nasib etmişse ona hidayet etmiş demektir.
Eğer hidayet etmişse bir dostuna, çok sevdiği birisine göndermiş veya gönderecek demektir.
Kul, Allah'ın çok sevdiği kişiye varınca o mürşid zat gelenin namazını ve kulluğunu, edebini tamam eder.
Bu tasavvuftur, tarikattir..
Bu Allah'ın yoludur...
Nasihatler.com

17 Ekim 2016 Pazartesi

Ondan Bir Haber Var mı?

Şeyh Alaeddin el-Haznevî k.s. anlatıyor:
Şah-ı Hazne k.s. bir kimsenin mürşidi Şeyh Muhammed Diyâüddin k.s. hazretlerini gördüğünü veya onun diyarından geldiğini duysa, hemen yanına gider, onunla uzun uzadıya sohbet ederdi. Sonra eve gelir ve bize:
– Gidin falancanın sohbetini dinleyin. Üstad ve ailesi hakkında ne anlatırsa ona kulak verin ve gelin bana da anlatın, derdi.
Alaeddin el-Haznevî, Şah-ı Hazne

Boş işleri terk et

Nakşibendî yolunun büyüklerinden Mevlâna Halid-i Bağdadî k.s. şöyle der:
“Mürid, Allah Tealâ’nın yasaklarından sakındığı gibi, malâyaniden (boş ve faydasız şeylerden) de sakınmalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz s.a.v bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
‘Malâyaniyi terk etmesi, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.’ (Tirmizî, İbn Mâce)
Bu sebeple mürid, bu faydasız şeylerin hepsinin kıyamet günü Rabbinin huzurunda arz edileceğinden dolayı hayâ eder. Zira ömür çok değerli ve azizdir, vakit son derece kıymetli bir cevherdir. Allah Tealâ’nın bahşettiği fırsatlar ise birer ganimettir.”
Mevlâna Halid-i Bağdadî k.s., Halidiyye Risalesi

5 Ekim 2016 Çarşamba

Tüm Samimiyetsizlere İnat Herkese... :)


SAMİMİYETSİZLİK NASIL TEŞHİS EDİLİR?

•Samimiyetsizlik niçin insanları fiziksel ve ruhsal olarak tahrip eder? 
•Müminler iman etmeyen insanların samimiyetsiz tavırlarını nasıl deşifre ederler? 
•Samimiyetsiz insanlar, bu kötü ahlak özelliklerini müminlerden neden gizleyemezler? 

Samimiyet, Allah'a karşı dürüst olmaktır. Allah'ın “sinelerin özünde” olanı bilen olduğunu unutmayıp, hiçbir çıkar hesabı içinde olmadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan, sadece Allah rızasını gözeterek hareket etmektir. Kalpte yaşanmadığı takdirde hiçbir şekilde taklit edilemeyen samimiyet, namaz kılmak oruç tutmak gibi taklit edilebilir mümin özelliklerinden oldukça farklı olarak sadece Allah korkusu olan müminlerin sahip olduğu önemli bir özelliktir. Bu yüzden ruh hali olarak, göründüğünden farklı bir niyet taşıyan samimiyetsiz insanlar, sahip oldukları bu durumu gizleyebilmek için ellerinden gelen herşeyi yapabilirler. Yaşam tarzları, tavırları ve konuşmalarıyla, yaptıkları işlerde müminlerin hayatını çok andıran bir yaşam da sürdürebilirler. Allah rızasına uygun olmayan bu niyetlerini uzun süre gizlice sürdürebildiklerini zannedebilirler. Çünkü onlara göre durumlarını insanlara haber veren bir delil yoktur. Ne var ki ortada elle tutulur bir delil olmasa da, samimiyetsiz kişilerin birçok noktada salih müminlerden farklı bir ruh hali içerisinde oldukları kolayca anlaşılabilir.
Devamı İçin... (http://kurandasamimiyetonemi.blogspot.com.tr/2010/03/samimiyetsizlik-nasil-teshis-edilir.html)

27 Eylül 2016 Salı

Mana Alemini Müşahede İçin

Mevlâna Celaleddin Rûmî (k.s) şöyle der:
“Ey hakikati arayan kişi, bu ağzı bağla. Yani çok yemekten, çok konuşmaktan vazgeç. Çünkü bunlar hakikat alemi için birer göz bağıdır. Fazla yemenin ve değersiz şeyler konuşmanın mana alemini müşahede etmeye engel olduğunu gör.”
Semerkand Dergisi (Mevlâna Celaleddin Rûmî, Mesnevî, II/257)

7 Eylül 2016 Çarşamba

BANA BİR KERAMET GÖSTERSENE ... :)

Bir sofi Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hz.lerine gelip şöyle bir istekte bulunur;
-"Efendim, merak ediyorum bana bir keramet gösterir misiniz?"
Aslında soru kadar sorulması da adaba mugayyir olan bu istek karşısında Seyda Hz.leri başını kaldırıp sofiye bakar ve;
-"Sofi, sen bu kapıya gelmeden önce namaz kılarmıydın?" der.
Sofi istediğine karşılık soru sorulmasına şaşırarak;
-"Hayır kılmazdım efendim" diye cevap verir.Seyda Hz.leri yine sorar
-"Pekii, sen şimdi namaz kılıyor musun?"
Sofi yine mana veremez ama cevaplar
-"Evet kılıyorum"
Seyda Hz.leri sofinin keramet göstermesi isteğine karşılık gerçek kerameti göstererek;
-"Ee sofi, sen daha nasıl bir keramet arıyorsun?"

5 Eylül 2016 Pazartesi

Şeriat Deyince...


"Şeriatçı"ne kadar cahilce ve kötü bir benzetme!

Şeriat Allah'ındır
Şeriat Hz.Peygamberindir
Şeriat Kur'an-ı Kerimdir
Şeriat; yaratılmış tüm varlıkların nizamıdır
Atomlar şeriat çerçevesinde hareket ederler
Dünyanın içinde bulunduğu ve diğer galaksiler şeriat nizamı içindedirler.
İnsanın yaratılışı şeriat içinde döner
Özetle; gözlerin gördüğü ve görmediği her şey "Şeriat" içinde hareket ederler.
Kıyamet de şeriatın içindedir.
Şeriata küfredenler de;
"Nasıl bir hayat yaşıyorsanız öyle ölürsünüz. Nasıl öldüyseniz öyle de dirilirsiniz."

 (Hadis-i Şerif)

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Niyet....

“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek, barınacak birçok yer ve genişlik bulacaktır. Kim evinden Allah rızası için ve Rasûlullah’ın yolu deyip ayrılır da yolda ölecek olursa onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).”


25 Ağustos 2016 Perşembe

En anlaşılır haliyle... ;)

TARİKAT ŞİRK DEĞİLDİR!
Türkiye’nin tanınmış yüzlerinden biriyle beraberken bir  genç sordu ona “Tarikat şirk mi ?” 
Çok kısa ve öz bir cevap verdi o da.
-Sen hastalanınca doktora gidiyor musun?
-Evet.
-O zaman sen şirk yapıyorsun(!) 
-Şifanın sahibi Allah-u teala değil mi?
-Evet
-Doktor burada ne?
-Vesile
-İşte tarikatta budur. Mürşidler manevi doktordur. Biz de manevi hastayız. Onlar vesiledir. Maksut Allah’tır (c.c)


4 Ağustos 2016 Perşembe

Allah uzak etsin...


"Münafığın özrü kabul edilmez. Çünkü o özür dilindedir kalbinde değil."

Mevlana Hazretleri (ks)

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Ne sen kalsın, Ne de o...


"Ya senin kendisinde yok olacağın, yada onun sende yok olacağı biri ile sohbet et.Ya da hem senin, hem de onun Allah'da yok olacağınız biri ile sohbet et; Ne sen kalsın,

ne de o..."

Muhammed Sâqî ELHÜSEYNİ (ks)

10 Haziran 2016 Cuma

Cumanız Mübarek Olsun


“Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir.Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur. ” (Müslim, Zühd 64)

3 Haziran 2016 Cuma


"...Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) sünnetine uymayan kimse, nefsiyle bin yıl mücahede etse bile terbiye olamaz..." 
S.Mübarek ELHÜSEYNİ 

26 Mayıs 2016 Perşembe

Gönül Ehli

"Biz avam kalabalığı ile şâd olmayız; 
Lâkin bir gönül ehli gördük mü neşemiz artar."

Hasan-ı Basri Hz. (k.s)


16 Mayıs 2016 Pazartesi

Tirmizi

"Kul, elini açarak Allah’tan hayır bir şey dilerse, 
yüce Allah, kulunun elini boş olarak geri çevirmekten hâyâ eder."
(Hadis-i Şerif /Tirmizî)


11 Mayıs 2016 Çarşamba

"Gönül adami ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz.
Edep tacini basindan almaz.
Gönül erinin her zaman yüzü yerde gönlü göktedir.
Haklı olduğunda kavga vermesini bilir,
Kavga sadece bileği ile değil,
İlmiyle ve yüreği ile yapmasını da bilir."

Hz Şeyh Edebali 

12 Nisan 2016 Salı

Ne Büyük Müjde

"Peygamberler, ümmetleri için atiyyedir. Fakat Resulullah (SAV) Efendimiz hediyedir. Hediye ile atiyye arasında fark vardır. Atiyye muhtaçlara, hediye ise sevilenlere verilir.'' 
(Ebul abbas mürsi k.s)
  

7 Nisan 2016 Perşembe

Üç Aylarımız Mübarek Olsun


Receb Ayı Ve Fazileti

Receb ayı, kamerî ayların yedincisi, üç ayların ise başlangıcıdır. Ramazan-ı şerifin müjdeleyicisidir. Receb ayının içinde iki mübarek gece bulunmaktadır. Birisi "Regaib" diğeri "Miraç" gecesidir.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

"Beni iyi dinleyin; Receb ayı, savaş hislerinin duyulmadığı Allah'ın (haram) ayıdır. Kim inanarak ve sevabını sadece Allah'tan bekleyerek Receb ayında bir gün oruç tutarsa Allah Teâlâ'nın en büyük hoşnutluğunu kazanmış olur" (Tezkire).

Denilir ki; Allah Teâlâ (c.c) yılın aylarını dört ay ile süslemiştir. Şu âyet-i kerime bu hususa işaret eder:

"Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin..."[1]

Bu haram ayların üçü peş peşe (zilkade, zilhicce, muharrem) ve biri de tek başına olup Receb ayıdır.

Rivayet edildiğine göre; Receb ayının ilk cuma günü gecenin üçte biri geçince bütün melekler Receb ayında oruç tutanlar için istiğfar ederler.

Deylemî, Hz. Âişe'den (r.ah) şöyle rivayet etmiştir: Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu işittim:

"Cenâb-ı Hak (c.c) şu dört gecede hayırları yağmur gibi yağdırır:

Kurban bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Şâban'ın on beşinci (Berat) gecesi, Receb ayının ilk gecesi." [2] [3]

 Üç Aylarda Yapacaklarımız
• Tevbeye sarılmalıyız. “Ben günde yetmiş sefer (bazı rivayetlerde yüz sefer) tevbe ederim.” diyen rahmet Peygamberine (s.a.v) uyarak bol bol tevbe etmeliyiz.


Zifiri bir gecede, denizin karanlıklarındaki balığın karnından “Senden başka ilah yoktur; Seni tenzih ve tesbih ederim. Ben zalimlerden oldum.” (Enbiya, 87) diyerek inleyen Yunus Aleyhisselam’ın iniltilerine eşlik ederek tevbe etmeliyiz.


Karşılaştığı olayları tevbe sebebi görüp, bütün bir ömrünü “Ya Rabbi! Ben pişmanım! Bütün yapmış olduğum günahlardan; keşke yapmasaydım. İnşallah bir daha ben yapmayacağım.” yakarışları ile geçiren Allah dostlarının yollarına düşerek tevbe etmeliyiz.


Âlemlerin Rabbi karşısında hiçliklerini iliklerine kadar hisseden arifler meclisine kalbimizi bağlayarak, her gün kendimizi hesaba çekip temizlenmeye çalışmalıyız.


• Beş vakit namazımızı, cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz.


• Zikre yapışmalıyız. Vird edindiğimiz amelleri aksatmamaya çalışmalıyız.


• Sünnet olan oruçları gücümüz nisbetinde tutma gayretinde olmalıyız. Özellikle ayın ilk, orta ve son günleri ile Pazartesi, Perşembe günleri oruç tutma azminde olmalıyız.


• Sünnet olan namazlara, özellikle geceleyin kalkıp en az iki rekât teheccüt namazı kılmaya kendimizi alıştırmalıyız. Eğer Recep ayından itibaren bunu yapmaya çalışırsak, Ramazan ayında da inşallah buna devam etmekte zorluk çekmeyiz.


• Kur’an okumaya, bir sayfa bile olsa her gün devam etmeliyiz.


• Sadaka ve diğer hayırlı işlerimizi artırarak sürdürmeliyiz.


• İmkanı olanlar için, Recep ayında umre yapmanın müstehap olduğunu bilmeliyiz. 


Bu ve benzeri hususlara dikkat ettiğimiz takdirde, Recep ayı ile başlayan ve Ramazan ayı ile zirveye ulaşan manevi iklimden doya doya faydalanırız inşallah.


Rabbimiz bizi, küçüklüğümüzü anlayıp kendisine yalvaranların arasına katsın! Çünkü O, Resulüne (s.a.v) şöyle seslendi:


“Resulüm de ki: Yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?!” (Furkan, 77)[1]


[1] Bu yazı Semerkand Dergisi’nin 1999 Ekim sayısından alındı



1 Nisan 2016 Cuma

Yolun İki Esası


Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s., Silvan müftüsü Şeyh Abdurrahman’a cevaben yazdığı bir mektubunda, Nakşibendî yolunun iki esasını şöyle beyan buyurmuştur:
Birincisi, Allah’ın muhabbetidir ki, o hiçbir karşılığın kendisine bedel olmadığı bir şeydir. Nitekim Mevlâna Camî k.s. demiş ki: “Dünyada bir bedeli olmayan hiçbir şey yoktur. Fakat Allah aşkının menkıbesi bedelsizdir.” Çünkü o aşk kalpteki masiva (Allah’tan gayrisi) düşüncesini yakar, kalp mahbub olan Allah’tan başkasına razı olamaz. Kişinin imanı da ancak bu aşk ile tamam olur. Hazret-i Peygamber s.a.v.’e aşık olmak, kişinin Allah Tealâ’ya duyduğu muhabbete bağlı olduğundan, Rasulullah s.a.v., “Herhangi biriniz beni nefsinden, malından, evlatlarından daha çok sevmedikçe hakkıyla iman etmiş olamaz.” buyurmuştur. Öyle ise akıllı kimsenin, ebedi saadete kavuşmak için bu aşkı elde etmeye çalışması gerekir.
...........
Mümin Munis’in hazırladığı yazının devamı Semerkand Dergisi Nisan 2016 sayısında.

17 Mart 2016 Perşembe

“Hiç kimse, Allah’ın yardımı olmadan Allah Tealâ’ya ve rızasına ulaşamaz. Allah’ın rızasına kavuşmanın yolu, Muhammed Mustafa s.a.v. Efendimiz’e tabi olmaktır.”
Cüneyd-i Bağdâdî Hz. (k.s)


1 Mart 2016 Salı

Vefa


EHL-İ VEFA OLMAK

Vefa imandandır, vefası olmayanın imanı olmaz demiş söz sahibi, ‘kıyamet gününde her vefasızın başına bir bayrak dikilir, bu vefasızlık etmiştir diye alem halkına ilan edilir’ buyurur Alemin Efendisi. 
(Ebu Saidi’l-Hudri Radıyallahu Anh rivayetiyle)


16 Şubat 2016 Salı

Eyvallah....

Aşk; bilmektir ey sevgili! 
Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu, dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir. 
Onun selamı ile gelen bela olsa eyvAllah diyebilmektir.

Mevlânâ Hazretleri (ks)


Müşahede

Mana Alemini Müşahede İçin
Mevlâna Celaleddin Rûmî k.s. şöyle der: 
"Ey hakikati arayan kişi, bu ağzı bağla. Yani çok yemekten, çok konuşmaktan vazgeç. Çünkü bunlar hakikat alemi için birer göz bağıdır. Fazla yemenin ve değersiz şeyler konuşmanın mana alemini müşahede etmeye engel olduğunu gör."
Mevlâna Celaleddin Rûmî, Mesnevî, II/257